PAYLAŞ

Histamin İntoleransı Geçmeyen Bazı Şikayetlerinizin Altındaki Gizli Sebep Olabilir - 2.BÖLÜM

Bu makale 227407 kişi tarafından görüntülenmiştir.

Dr. Gökşin Balım İç Hastalıkları - Dahiliye Uzmanı İKİNCİ BÖLÜM Op.Dr. Tayfun Balım Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Bu yazıyı okumadan önce “BİRİNCİ BÖLÜM”ü okumanızı öneririm.

Histamin intoleransında antihistaminik ilaçlar neden çözüm olamazlar?

Antihistaminik ilaçlar histamini yok etmezler. Yalnızca H1 ve H2 reseptörlerini bloke ederek histaminin etkilerini geçici bir süre engellerler. İlacın etkisi geçtiğinde histamine bağlı sorunlar yeniden açığa çıkar. Histaminin 4 farklı reseptörü vardır. Bunlar H1, H2, H3 ve H4 reseptörleridir. Her reseptörün farklı işlevleri vardır. Bu reseptörlerin işlevlerini ana hatlarıyla özetleyecek olursak:    

H1 reseptörü uyarıldığında kaşıntı ve hava yollarında daralma ortaya çıkar. Ayrıca bu reseptör uyku uyanıklık döngüsünün düzenlenmesinden (biyoritm) sorumludur ve ince bağırsakların kasılmasına yol açar.

H2 reseptörü uyarıldığında mide asidi salınımı sağlanır, düz kaslar gevşer, kan damarlarında genişleme olur, tansiyon düşer ve antikor sentezi engellenir.

H3 reseptörü uyarıldığında merkezi sinir sistemi adı verilen beyin ve omurilik yapılarında, sinir hücrelerinin birbiriyle iletişimini sağlayan nörotransmitterlerin salınımı azalır 

H4 reseptörü uyarıldığında mast hücreleri enflamasyon bölgesine doğru yönlendirilir. H4 reseptörü en yoğun olarak kemik dokusunda bulunur.

Histamin intoleransında vücuttaki histamin seviyesi normalin üzerine çıktığında bu 4 reseptör de uyarılır ve buna bağlı olarak da vücutta birbirinden farklı birçok belirti ortaya çıkar. Mesela H1 reseptörünün uyarılmasına bağlı olarak kaşıntı, soluk alıp vermede zorluk, karın ağrısı, uyku uyuyamama gibi şikayetler, H2 reseptörünün uyarılması ve kan damarlarının genişlemesine bağlı olarak kızarıklık, şişlik, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık, tansiyon düşüklüğü H3 reseptörünün uyarılmasına bağlı iritabilite, anksiyete, panik atak gibi belirtiler ve H4 reseptörünün uyarılmasına bağlı olarak da enflamasyon belirtileri ortaya çıkar.

Şimdi gelelim asıl can alıcı olan noktaya. Antihistaminikler yalnızca H1 ve H2 reseptörlerini bloke ederler. H3 ve H4 reseptörleri antihistaminik ilaçlardan etkilenmezler. Histamin intoleransına bağlı şikayetleri olan bir hastaya uzun süreli antihistaminik tedavisi verildiğinde 2 önemli sorun ortaya çıkar.

1- H1 ve H2 reseptörleri bloke edildiğinde kaşıntı, kızarıklık, şişlik gibi alerji sorunları bir süreliğine ortadan kalkar ama bu reseptörlerin istenen diğer fonksiyonları da engellenir. Mesela H1 reseptörü bloke edildiği için bu hastaların biyoritmleri bozulur. Bu hastaların sürekli uyumaları da bu sebeptendir. Ayrıca bu hastalarda damarların genişlemesi de engellendiği için buna bağlı başka sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Erkeklerde erektil disfonksiyon buna örnek olarak verilebilir.  H2 reseptörünün mide asit salınımını düzenlediğini yukarıda söylemiştim. Uzun süreli antihistaminik kullanımı mide asit salınımını olumsuz olarak etkiler. Bu hastalarda mide asit azalmasına bağlı olarak uzun dönemde midede helikobakter pilori enfeksiyonu gelişme ihtimali oldukça artmaktadır.

2- Uzun süre antihistaminik ilaç kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan ikinci bir sorun da şudur: Yukarıda da söylemiştim, antihistaminik ilaçlar histamini yok etmezler, yalnızca H1 ve H2 reseptörlerini bloke ederler. Yükselmiş olan histamin H1 ve H2 reseptörlerine bağlanamadığı için H3 ve H4 reseptörleri ile daha fazla etkileşime girer ve bu reseptörler üzerinden yönetilen fonksiyonlar daha ön plana çıkar. Yani bu hastalarda anksiyete, irritabilite, panik atak ve depresyon benzeri belirtilerin yanı sıra özellikle kemikte artan enflamasyona bağlı şikayetler ortaya çıkar.

Şunu kesinlikle bilmenizi isterim ki, histamin intoleransında uzun süreli antihistaminik ilaç kullanımı tercih edilebilecek bir tedavi yöntemi değildir. 

Histamin intoleransında nelere dikkat edilmelidir?

Bağırsak florası düzenlenmelidir: Bağırsak flora bozukluğunun otoimmün hastalıklar başta olmak üzere daha başka birçok kronik hastalığın altında yatan en önemli sebeplerden bir tanesi olduğunu daha önceki yazılarımda da defalarca vurguladım. Eğer varsa candida istilası yok edilmeli ve sağlıklı bağırsak florasının oluşturulması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Bağırsak florasındaki bazı bakteriler histamin sentezlerken, bazı bakteriler de histamini parçalayarak yok ederler. Örneğin lactobasillus casei, lactobasillus delbrueckii ve laktobacillus bulgaricus gibi bakteriler histamin üretirlerken (21), laktobasillus plantarum, bifidobakterium infantis, lactobacillus rhamnosus gibi bakteriler de histamini parçalayarak yok ederler (22),(23). Floranın düzenlenmesi sonrasında tüm kronik hastalıkların hızla düzelme yoluna girdiğini tecrübelerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim.

Geçirgen bağırsak sendromu (leaky gut) tedavi edilmelidir: Bağırsak geçirgenliğinin bozulması sindirilmemiş gıda parçacıklarının, patojen organizmaların ve toksinlerin yoğun bir şekilde vücuda girmesine yol açar. Bu durum bağışıklık sistemini alarma geçirir ve mast hücreleri de dahil olmak üzere birçok bağışıklık mekanizmasını aktive eder. Bağırsak geçirgenliğinin artması otoimmün hastalıklar da dahil olmak üzere birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına da yol açabilmektedir.

Düşük histaminli diyet: Diyet yalnızca dışarıdan alınan histamini azaltmak yönünde katkıda bulunur. Mast hücre aktivitesinde bozukluk varsa bu durumda diyetin doğrudan bir etkisi olmaz. Dolayısı ile histaminden fakir bir diyet uygulamak sorunu bir miktar rahatlatsa da tam anlamıyla ortadan kaldırmaya yeterli olmayabilir. Şunu da özellikle vurgulamak isterim; Eğer bir gıda histamin içeriyorsa ne pişirme, ne dondurma ne de konserve etme işlemi gıdadaki histamini yok etmez. 

Histamin intoleransında en başta kısıtlanması gerekenler fermente gıdalardır. Sağlıklı olduğu için sık sık tüketilmesini önerdiğim turşu, yoğurt, kefir, sirke, peynir, boza, şalgam suyu, tarhana vs. gibi fermente gıdaları histamin intoleransı olan hastalarıma maalesef öneremiyorum. Çünkü fermentasyon aşamasında maya bakterileri bu gıdalarda histamin oluşumuna yol açarlar. Ayrıca kabuklu ve kabuksuz deniz ürünleri, yumurta, sosis, salam ve diğer et ürünleri, konserve yiyecekler, çilek, narenciyeler, muz, avokado (meyveler bekleyip, olgunlaştıkça histamin içeriği daha  da artar), kuru meyveler, ıspanak, domates, patlıcan, tarçın, karanfil, bitki çayları, alkol, şarap, bira, çikolata, kakao, ketçap, mayonez, hardal, kimyasal gıda katkıları, gıda boyaları ve gıda koruyucu kimyasallar da histamin açısından sorunlu gıdalardır. Hamsi, uskumru ve ton balığı türevlerinde, özellikle bayatlama sürecinde bol miktarda histamin meydana gelir. Hem balıkta hem de yoğurtta histamin bulunduğu için, aynı anda tüketilince vücuttaki histamin miktarının artmasına bağlı olarak bazı sorunlar baş gösterebilir. Balığın yoğurt ile tüketilmemesi gerektiğine dair algı da bu yüzden oluşmuştur. Her iki gıda da taze olduğu müddetçe, birlikte tüketilmelerinde hiçbir sakınca yoktur. 

Histamin intoleransı olan hastalarım sevilerek tüketilen birçok gıdayı kendilerine yasakladığım için bana kızmasınlar. Bu yasakları ben belirlemedim. Yapılan araştırmalar bunu gösteriyor. Ben yalnızca bunları size aktaran bir aracıyım. Ümitsizliğe kapılmanızı istemem. Eğer gerekli önlemler alınır ve bağırsak florası ve bağırsak geçirgenliği tedaviyle normale getirilirse bu yasakları zaman içinde yumuşatmak mümkün olabilmektedir.

Bazı besin unsurlarının mast hücrelerini stabilize ettiğini gösteren çalışmalar da yapılmıştır. Bunların kullanılması ile mast hücrelerinden histamin salınımının kontrol altına alınabileceği ifade edilmektedir. Bu gıda unsurları şunlardır:

- Selenyum (24)

- C vitamini (25,(26)

- B6 vitamini eksikse tamamlanmalıdır. Eğer eksiklik yoksa fazladan kullanılması anlamlı değildir (27),(28)

- Quercetin (29)

- Fesleğen (30)

- Nane (31)

- Zencefil (32)

- Kekik (33)

- Zerdeçal (34)

- Çörek otu (35) 

Stres kontrol altına alınmalıdır: Fiziksel ve psikolojik streste kortizolün (stres hormonu) arttığını biliyoruz. Bu hormon mast hücrelerinden histamin ve diğer mediyatörlerin deşarjına yol açmaktadır. O yüzden stresi kontrol almak yaşanan sorunun hafifletilmesi için oldukça önemlidir (36).

Uyku düzeni sağlanmalıdır: Uykunun biyoritm üzerine olan etkisinden daha önce “Uyku Bozuklukları”, yazımda bahsetmiştim. Mast hücrelerinin aktivitesi de biyoritmle yakından ilişkilidir (37).

Detoks: Ağır metal birikimi varsa buna yönelik tedbirler alınmalıdır. Vücuttaki ağır metallere yönelik detoks işlemi için kliniğimizde şelasyon yapıcı ajanları başarıyla kullanmaktayız. Ayrıca civalı amalgam diş dolguları da ağır metal toksisitesi açısından göz önüne alınmalıdır.

Akupunktur ve Ozon tedavisi: Tedavi süresince anti-enflamatuvar ve otonom sinir sistemini dengeleyici etkisinden dolayı Akupunktur tedavisinden de yararlanıyoruz. Histamin intoleransında  kullanılabilecek tedavi seçeneklerinden bir tanesi de Ozon tedavisidir. Ozonun anti-enflamatuvar ve bağışıklık sistemini düzenleyici (immün modülasyon) etkisinden yararlanarak seçilmiş uygun vakalarda bu tedaviyi de hastalarımızda başarıyla kullanmaktayız. 

Histamin artışına yol açan ilaçlar: Yaygın olarak kullanılan bazı ilaçlar, ya doğrudan histamin salınımını artırarak, ya da histamini parçalayan diamin oksidaz enzimini baskılayarak vücutta histamin birikimine yol açabilmektedir. Eğer böyle bir ilaç kullanıyorsanız eşdeğer başka bir ilaçla değiştirilmesi sorunun çözülmesi yönünde olumlu bir katkıda bulunabilir. Aşağıdaki tabloda histamin artışı yapma potansiyeli olan ilaçlar gösterilmiştir (38). 

Yazımızı kliniğimizin sloganı ile bitirelim. “Sağlıklı olmak sizin elinizde; Haydi geç olmadan başlayalım…

14.Aralık.2016

 

KONU İLE İLGİLİ ÖNERİLEN DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERE TIKLAYINIZ:  

1- Bağırsak Florasının Önemi

2- Alerjik Hastalıklar

3- Probiyotik, Prebiyotik ve Sinbiyotik nedir? Sağlığımız İçin Neden Önemlidir?

4- Stresi ve Kortizol Salınımını Kontrol Altına Almanın Püf Noktaları Nelerdir?

5- Leaky Gut (Geçirgen Bağırsak Sendromu)

6- Selenyum Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey

7- SIBO- İnce Bağırsakta Aşırı Bakteri Üremesi 

8- Metilasyon Bozukluğu... Kronik Hastalıkların Biyokimyasal Nedeni

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazarlara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.