PAYLAŞ

Homosistein Yüksekliği - Sıklıkla Gözden Kaçan Önemli Bir Bulgu

Bu makale 135621 kişi tarafından görüntülenmiştir.

Homosistein seviyesinin basit bir kan testiyle saptanabilmesi mümkün olmasına rağmen “nedense”!! bu tetkikin önemi ve değeri pek bilinmemekte ve rutin laboratuvar tetkikleri içinde de yer almamaktadır. Halbuki kandaki homosistein düzeyinin artması, hayatı tehdit edebilecek kadar tehlikeli olan damar tıkanıklarına ve kanın pıhtılaşma riskinde artışa sebep olabilmektedir. Kalp hastalıkları, beyin damar hastalıkları, felçler, bunama, Alzheimer, Parkinson hastalığı gibi birçok hastalığın altında yatan sebeplerden bir tanesi de homosistein yüksekliğidir. Homosistein düzeyinin hafif düzeyde artması bile bu tıkayıcı mekanizmaları uyarabilmektedir.

Durum böyle olmasına rağmen, damar sertliği dendiğinde akla hemen kolesterol gelmektedir. Halbuki kolesterol zararlı bir molekül değildir, vücuda zararı olan asıl etken ise kolesterolün "oksitlenmesidir". Kolesterolün oksitlenmesine sebep olan faktörleri düzeltmek yerine doğrudan kolesterol seviyesi üzerinde durmak doğru bir yaklaşım değildir. Kolesterol birçok hormonun ana maddesidir ve vücudun çok önemli bir yapı taşıdır.  Geçmiş yıllarda kolestrolün zararlı olduğuna ve damar tıkanıklığına yol açtığına dair bir “masal” uydurulmuş ve bu sayede milyar dolarlık kolestrol ilaçları için yapay bir pazar yaratılmıştır. Yeri gelmişken, son 10 yıl içinde hiçbir hastama kolesterol ilacı reçete etmediğimi, bu vesile ile burada belirtmek isterim. 

Peki, zararsız bir molekül olan kolesterol bu kadar çok gündeme getirilmesine rağmen, damar tıkanıklığı riskini ciddi olarak artırdığı uzun yıllardan beri bilinen homosistein, neden görmezden gelinmektedir? Sebebini ben size söyleyeyim… Homosistein yüksekliği ucuz birkaç vitamin ve alınacak birkaç basit önlemle tedavi edilebilmektedir. İlaç endüstrisi için bu durumdan kar elde edebilme şansı yoktur. Kolesterol için ise patenti birkaç firmanın tekelinde olan pahalı ilaçlar vardır ve bu durumun sürekli “pompalanması” firmaların karlarına kar katmaktadır. 

Nedir bu homosistein?

Homosistein vücutta üretilen sülfürlü bir aminoasittir. Amino asitler proteinlerin en küçük yapı taşlarıdır. Proteinler parçalandığında amino asitler ortaya çıkar. Homosisteini doğrudan gıdalardan almak mümkün değildir. Bu amino asidi vücudumuz “metiyonin” isimli başka bir amino asitten üretir. Esansiyel olmayan amino asitler, ihtiyaca göre vücudumuzda birbirine dönüştürülebilmektedirler. Metiyoninden homosisteine, daha sonra homosisteinden sisteine olan bu dönüşüm yeniden homosisteinden metiyonine dönüşüm şeklinde de tekrar başa dönebilmektedir. 

İsimlerini belirttiğim bu 3 amino asidin vücutta önemli görevleri vardır. Bu amino asitlerin kendi aralarındaki dönüşümün sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için B6, B12 ve folat gibi bazı vitaminlere, betaine, magnezyuma ve birçok farklı enzime gereksinim vardır. Saydığım bu unsurlara ait eksikliklerde yukarıda bahsettiğim amino asitlerin döngüsü (metiyonin döngüsü) olumsuz etkilenmekte ve kanda homosistein seviyesi artabilmektedir. Metiyonin döngüsünün sağlıklı olarak çalışabilmesi için kısaca "metilasyon" dediğimiz ve birbiriyle bağlantılı olarak çalışan bir grup biyokimyasal döngünün de sağlıklı olarak işlevini yerine getirebilmesi gerekmektedir. Metilasyon hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için konuyla ilgili yazımızı okumanızı öneririm. Yazının linki makalenin sonunda yer almaktadır.

Homosisteini yükselten sebepler nelerdir?

1- Genetik enzim yetersizliği (MTHFR gen mutasyonu)

2- Folat, vitamin B6, vitamin B12, vitamin B2, betain ve magnezyum eksikliği

3- İleri yaş

4- Sigara, alkol ve aşırı kahve tüketimi

5- Hipotiroidi

6- Diyabet (şeker hastalığı)

7- Kan yağlarının yüksekliği

8- Obezite, hareketsiz yaşantı, egzersiz yapmama

9- Bazı ilaçlar (diyabet ilacı metformin, Parkinson hastalığında kullanılan levodopa, kolesterol ve lipid düşürücü ilaçlardan olan kolestiramin ve fenofibrat, epilepsi ilacı olan fenitoin vb.)

10- Böbrek yetmezliği

11- Sedef hastalığı ve Lupus hastalığı

Homosistein yüksekliğinin en önemli özelliği, hiçbir belirtiye yol açmamasıdır. Bu durum vücutta ciddi sorunlar ortaya çıkıncaya kadar homosistein yüksekliğinin sinsi bir şekilde sürmesine yol açar.

Homosistein yükselmesi hangi belirtilere yol açar?

Homosistein düzeyi yükseldiğinde, vücuda zarar veren paslandırıcı, yıkıcı ve yaşlandırıcı serbest radikallerin üretimi artar. Teşhis edilmemiş homosistein yüksekliği uzun vadede ateroskleroza ve damarlarda daralmaya yol açarak kalp krizi ve felçle sonuçlanabilmektedir. Yapılan araştırmalarda derin ven trombozu ve pulmoner emboli (akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması) gelişme riskinin yüksek homosistein seviyesiyle bağlantılı olduğu belirtilmektedir. Ayrıca homosistein seviyesi yüksek olan kişilerde Alzheimer ve diğer bunama ile seyreden hastalıkların daha sık olarak görüldüğü belirtilmektedir. Hamilelerdeki tekrarlayan düşüklerde homosistein yüksekliğinin rolünün olabileceğini ifade eden yayınlar mevcuttur. 

Peki, normal homosistein seviyesi ne olmalıdır?

Kanda ölçülen homosisteinin 8 μmol/L seviyesinin altında olması arzu edilir. 

 Eğer sigara ve alkol kullanıyorsanız, ya da size diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, hipotiroidi gibi kronik hastalıklardan bir tanesinin tanısı konduysa veya kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı gibi hastalıklardan birisini geçirdiyseniz homosistein seviyenizin kontrol edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması çok önemlidir? Homosisteinle birlikte ayrıca hassas CRP tetkiki de yapılmalı ve tetkik sonuçları ilgili branş hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Homosisteini yüksek olan ve gerekli önlemler alınmasına rağmen seviyesi normale düşmeyen hastalarda metilasyon sorunu (gen mutasyonu/metilasyonu yavaşlatan sebepler) açısından gerekli araştırmalar mutlaka yapılmalıdır. 

24.Eylül.2016

 

KONU İLE İLGİLİ ÖNERİLEN DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERE TIKLAYINIZ: 

1- Vitamin B12 Eksikliği: Ciddi Zararları Olan Sessiz Salgın

2- Bazı Hastalıklarınızın Gizli Sebebi Gen Mutasyonu Olabilir (MTHFR)

3- Metilasyon Bozukluğu... Kronik Hastalıkların Biyokimyasal Nedeni

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazarlara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.