PAYLAŞ

Kronik Kabızlığa Karşı Önlemler - 2.BÖLÜM

Bu makale 110724 kişi tarafından görüntülenmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM

Bu yazıyı okumadan önce Kronik Kabızlık -1.Bölümü okumanızı öneririm.

Yaşam Biçimi Değişiklikleri

Kabızlık şikayeti olanlar günlük yaşamlarında yapacakları bazı değişikliklerle bağırsak alışkanlıklarını düzenleyebilirler.

-Yeterli su içilmesi: Dışkı bağırsak içinde ilerlerken içeriğindeki su bağırsaktan emilir. Eğer yeterli ve düzenli olarak su tüketilirse, emilen su miktarı her defasında daha az olacağı için dışkı yumuşak kalır ve bağırsak içinde rahat ilerler.  Yeterli su içiliyorsa idrarın rengi açık sarı olur.

-Dışkının içindeki lifler su tutarak dışkının yumuşak olmasını sağlar. Besinlerle alınan lif oranının artırılması kabızlığı rahatlatır. Lifli gıda alınmasına rağmen yeterli su içilmiyorsa dışkı yine sertleşebilir. Mevsiminde ve mümkün olduğunca çiğ olarak tüketilen sebzeler, doğal yolla fermente edilmiş zeytinturşu ve kabuklu kuruyemişler iyi birer lif kaynağıdır.

-Düzenli egzersiz bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önlemeye yardımcı olur.

-Tuvalet ihtiyacı ortaya çıktığı zaman bunun ertelenmeden anında giderilmesi, kronik kabızlık riskini azaltır. Dışkı bağırsaklarda ne kadar fazla kalırsa içindeki su o kadar çok emileceği için bağırsaklardaki hareketi zorlaşır. Sosyal veya hijyenik nedenlerden dolayı tuvalet ihtiyaçlarını zamanında gideremeyen veya ertelemek zorunda kalan kişilerde daha çok kabızlık gelişmektedir.

-Bağırsak florasının düzenlenmesi: Geleneksel yöntemlerle üretilmiş katkı maddesi içermeyen ve pastörize edilmemiş kefir, yoğurt, sirke, turşu, zeytin gibi fermente gıdaların düzenli tüketilmesi bağırsak florasının düzenlenmesini sağlayarak kabızlığı önler. Bu gıdaları üretmek sanıldığı kadar zor değildir. "Mutfak Atölyesi" bölümünde bu gıdaların yapımını konu alan yazılarımızdan yararlanabilirsiniz. Fermente gıdalara ulaşma imkanı olmayanların kaliteli bir probiyotik ilacı kullanması geçici bir yardım sağlayabilmektedir. Bağırsaklarda 100 çeşitten fazla faydalı bakteri türü yaşadığını daha önce söylemiştim. Probiyotik içeren ilaçların içinde bu kadar fazla türde probiyotik bakteri yoktur. Dolayısı ile geleneksel fermente ürünlerdeki kadar çeşitte ve yoğunlukta bakteriyi probiyotik ilaçlarından sağlamak mümkün olamaz. Bir tatlı kaşığı ev sirkesi bir avuç dolusu probiyotik hapından daha fazla miktarda ve çeşitte probiyotik içerir.  

-Kronik kabızlık sorunu yaşayan insanların eğer varsa kullandıkları ilaçlar gözden geçirilmeli ve kabızlığa neden olanlar değiştirilmeli veya dozlarında azaltma ve ayarlama yapılmalıdır.

-Kronik laksatif ilaç kullanımı kabızlığı artıracağı için çok gerekli olmadıkça önerilmez.

-Yolculuklar sırasında günlük alışkanlıklar değişir. Yiyeceklerdeki değişiklikler, günlük egzersiz rutininin değişmesi, su alımındaki azalma, sağlıklı bağırsak alışkanlığını olumsuz etkiler. Yolculuklar sırasında günlük alışkanlıklara yakın bir düzen kurulması kabızlık yaşanmasına engel olur. En azından günlük egzersiz programının uygulanması ve yeterli su alımının sağlanması önerilir.

Tuvalette doğru oturuş pozisyonu ile ilgili videomuzu üstteki linkten izleyebilirsiniz.

-Dışkılama sırasında vücudumuzun tuvaletteki pozisyonu da dışkılamanın rahatça yapılıp yapılamayacağını belirler. Günümüzde yaygın olarak kullanılan alafranga tuvaletlerin geçmişi 17. yüzyıla dayanmaktadır.  Halbuki insanlığın uzun geçmişini düşündüğümüzde tuvalet ihtiyacı onbinlerce yıl boyunca çömelerek giderilmiştir.  Alafranga tuvaletlerde (klozet) oturur pozisyonda iken gövde ile bacaklar arasında kalça eklemi bölgesinde 90 derecelik bir açı oluşur. Bu pozisyonda rektumun çıkışını kapatan puborektal kaslar yeterince gevşemez ve ayrıca karın içi basınç da yeteri kadar artmaz. Bundan dolayı dışkılama için ek basınç uygulamak yani daha şiddetli ıkınmak gerekir. Bu işlemi el freni çekili bir arabayı ilerletme çabasına benzetebiliriz. Anüsü kapatan kaslar yanlış dışkılama pozisyonuna bağlı olarak yeterince gevşemediği için gereğinden fazla ıkınmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Dizlerin karına yakın olduğu alaturka tuvaletteki çömelme pozisyonunda ise puborektal kaslar tam olarak açıldığı ve diz ve bacakların karın bölgesine baskısı ve artan karın basıncı ile ek ıkınma gerekmeden daha rahat dışkılama sağlanır. Aşağıdaki şekilin sol  tarafında oturur pozisyonda iken rektumun çıkışı, sağda ise çömelme pozisyonunda rektumun çıkışı görülmektedir. Kırmızı ile gösterilen ve rektumun çıkışını açıp kapatan puborektal kasın her iki pozisyondaki durumuna dikkatiniz çekmek isterim.

 

Son yapılan çalışmalarda alaturka tuvaletlerdeki çömelme pozisyonunun bağırsak sağlığı açısından çok daha uygun olduğu vurgulanmaktadır. Çömelme pozisyonunda rektum düzleşir ve anüsü kapatan  puborektal kaslar gevşer.  Rektumda bekleyen dışkı kolayca boşaltılabilir. Bağırsak hareketliliği artar. Böylece kalın bağırsak içinde toksinlerin kolayca emilebileceği durgunluk da yaşanmaz. Kabızlıkta anahtar kelime çömelmektir.

Bağırsak hareketlerinde problem yaşayanların özellikle kabızlık şikayeti olanların çömelme pozisyonunda dışkılama yapmaları problemin çözülmesine yardımcı olabilir. Ancak burada da trajikomik bir durum ortaya çıkmaktadır. Özellikle şehirlerde modern binalarda yaşayan insanların büyük çoğunluğu alafranga tuvalet kullanmaya alıştıkları için yıllar geçtikçe bacak kaslarının esnekliği azalmıştır. Bu insanlar tuvalette çömelmede ciddi sıkıntılar yaşayabilmektedir. Bütün bunlara ek olarak yeni yapılan evlerde alaturka tuvalet de bulmak artık mümkün değildir.  Bu durumda klozet üzerinde otururken ayakların altına basamak şeklinde bir yükselti koyarak dizleri biraz daha yükseltmek ve öne doğru eğilerek pozisyon almak sorunu çözebilir. Son zamanlarda bazı klozet üreticileri çömelme pozisyonuna yakın bir oturma pozisyonu sağlayan modern klozetlerin üretimine geçmişlerdir. Alaturka tuvaletin doğal çömelme pozisyonunu, alafranga tuvaletin hijyen avantajıyla birleştiren, yerli bir firmanın bu tasarımı “reddot” dizayn ödülünü kazanmıştır. 

Medikal Tedavi Yaklaşımları

Yaşam tarzı değişiklikleri ve diğer önlemlerle sonuç alınamayan vakalarda mutlaka hipotroidi açısından tetkikler yapılmalı ve tiroid hormonları ölçülmelidir. Hipotiroidi yeterli tiroid hormununun salgılanamadığı bir tiroid hastalığıdır. Tiroid hastalıkları hakkındaki yazımda bu konu hakkında daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.  Tiroid hormonunun bağırsak hareketleri üzerinde önemli etkileri vardır. Kabızlık hipotiroidinin en önemli ve sık rastlanan belirtilerinden birisidir.

Kabızlık için genellikle laksatif etkili ilaçlar önerilmektedir, ancak bu ilaçların birçok yan etkileri vardır. Laksatiflerin uzun süre ve yüksek dozda kullanılması ile bağırsaklara fazla miktarda su çekilir.  Bunun sonucunda dehidratasyon (vücudun susuz kalması) ve elektrolit dengesizlikleri (Na, P, Cl) meydana gelebilir. Su kaybı ve elektrolit dengesinin uzun süreli bozulması kalp ve böbrekleri olumsuz etkileyerek bazı hasarlara neden olabilir.  Özellikle ileri yaş grubunda genel durum bozulmasına yol açabilir. Bazı laksatif ilaçlar da alışkanlık yapabilir.  Özellikle bağırsak hareketlerini artırarak kabızlığı rahatlatan bir grup ilacın bağımlılık yapma olasılığı daha yüksektir. Bir süre sonra kullanılan ilaca yanıt azalınca, ilaç dozu artırılmak zorunda kalınır ve ilaç kullanmadan dışkılama yapabilmek mümkün olmaz. Doğal ürün olarak lanse edilen sinameki, senna ve çin tarçını içeren ilaçlar da bağırsak hareketlerini artırarak etki gösterir. Ne yazık ki bu maddeler de bağımlılık yapar. Kabızlık için doğal olan çözüm, doğal olduğu söylenen ilaçları kullanmak değil, doğal gıdalarla beslenmek ve doğamıza uygun yaşamaktır.

Kabızlık için en önemli sebeplerden birisi de magnezyum eksikliğidir. Magnezyum vücutta 300 den fazla metabolik olayda görev alır. Kasların gevşemesini ve kasılmasını, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesini de magnezyum sağlar. Bunun dışında enerji transferinde ve depolanmasında, protein, karbonhidrat, yağ metabolizmasında, normal hücre zarı fonksiyonlarının korunmasında ve daha birçok olayda rolü vardır.

Dışkılamayı sağlayan kasların uyumsuz çalışması da kabızlık için bir neden olarak söylenebilir. Bu durum dissinerjik defekasyon olarak adlandırılır. Zayıf olan kasların güçlendirilmesi ve bu kasların kullanılmasının öğrenilmesi etkin bir tedavi sağlar.

Kabızlığın bağırsak sisteminin fonksiyonunun bozulması ile ortaya çıktığını ve birçok nedeninin olabileceğini yukarıda söyledim. Bu sebepler göz önüne alınmadan ve kabızlığa yol açan etkenler düzeltilmeden yapılacak tüm tedavi yaklaşımları sonuçsuz kalacaktır. Kabızlığın altındaki organik sebepler ortadan kaldırılıp, beslenme ve yaşam şartlarının düzenlenmesi ile ilaç kullanmadan, kabızlık sorunu kalıcı olarak çözümlenebilmektedir.  Bağırsak florası da bu düzenleme içinde ele alınmalıdır. Kabızlık sorununun çözümü için bağırsakların uyumlu çalışmasını koordine eden otonom sinir sisteminin de düzenlenmesi gereklidir. Akupunktur tedavisinin otonom sinir sistemini regüle edici etkisinden kabızlık tedavisinde de faydalanılabilmektedir.

Yazımızı kliniğimizin sloganı ile bitirelim. “Sağlıklı olmak sizin elinizde. Haydi geç olmadan başlayalım.”

06.Aralık.2015

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.