PAYLAŞ

Obezite ve Kilo Kontrolü

Bu makale 289993 kişi tarafından görüntülenmiştir.

OBEZİTE, KİLO KONTROLÜ (SAĞLIKLI ZAYIFLAMA)

  

OBEZİTE İLE İLGİLİ VİDEOLARIMIZI İZLEMEK İÇİN SAYFANIN SONUNA GİDİNİZ 

Obezite, endüstrileşmiş batı ülkeleri başta olmak üzere giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunudur. Bu durumu zenginliğin verdiği refahla açıklamak hatalı bir yargıya varmaktır. Modern tıp obezitenin özellikle gelişmiş ülkelerde bir sorun haline gelmesini yiyeceklerin ucuzlaması, fast-food tüketiminin artmasının yanı sıra bu ürünlerin kalori içeriğinin de fazla olmasıyla açıklar. Buna eşlik eden diğer kavram ise hareketsizlik ve buna bağlı olarak alınan kalorilerin yakılamamasıdır. Dolayısıyla “daha az kalori alın ve daha çok hareket edin” şeklinde bir sloganla konuya çözüm önerilir. Ancak bütün bunlara rağmen obezitedeki artışın büyük bir hızla devam etmesi dikkate alındığında bunun da bir çözüm getirmediği aşikardır.

“Yediğinizin yarısı kadarını yiyin, yaptığınız hareketin 2 katını yapın”  şeklindeki klişe öneriler ve diyetisyen mantığı ile yapılan kalori hesaplamaları ilk anda birkaç kilo kaybettirse bile sonrasında metabolizma dengesi daha da bozulduğu için ne yazık ki obeziteye çare olamamaktadır. Son yapılan bilimsel yayınlar kalori hesaplaması üzerinden yapılan diyet önerilerinin doğru olmadığını işaret etmektedir.

“Her kalori aynı değildir!!”

Kaç kalori alındığından çok kalorinin hangi kaynaktan alındığı daha önemlidir. Bu cümle şu anlama gelmektedir. Proteinden, yağdan veya basit şekerden alınan 1 kalorinin vücuttaki etkisi aynı değildir. Hepsi 1 kalori olsa bile vücut  metabolizmasındaki etkisi farklıdır. Tükettiğimiz gıdanın protein, yağ veya karbonhidrat (şeker) olması vücutta farklı hormonal cevaplara yol açar. İşte ortaya çıkan bu hormonal cevap, alınan kalorilerin vücutta nasıl kullanılacağını belirler.

Aşırı kilo almaya başlamak için metabolizmamızda 2 durumun bozulması gereklidir.

1-   Tokluk hissinin algılanmasının bozulması

2-   Vücuttaki  depo yağların kullanılmasını sağlayan enzimlerin (hormon sensitif lipaz enzimi)  bloke olması sonucunda sağlıklı yağ yakmanın engellenmesi.

Yukarıda sıraladığımız bu 2 durumun ortaya çıkabilmesi için  ”leptin direnci” ve “insülin direnci“  dediğimiz bir tablonun gelişmesi gerekir

Leptine cevabın bozulması tokluk hissi sinyalizasyonunun bozulması demektir.  Leptin sinyalizasyonu bozulduğunda doyma hissi ortaya çıkmaz ve yeme miktarı kontrol edilemez. Leptin direnci beraberinde insülin direncine de sebep olur. İnsülin hormonu ise metabolizmanın orkestra şefidir. İnsülinin dengesi bozulduğunda vücuttaki birçok hormonun dengesi de silsile halinde bozulur. Karbonhidrat ve basit şekeri fazla tüketen insanlarda  kan şekerini kontrol edebilmek için aşırı derecede insülin salgılanır. Eğer insülin uzun süre yüksek kalırsa dokuların insüline cevabı bozulur ve insülin direnci dediğimiz durum ortaya çıkar. İnsülin hormonunun bir görevi  kandaki fazla şekeri yağa dönüştürmek iken ikinci görevi de yağ kullanımını engellemektir. Eğer beslenme yanlışlarından dolayı kanda sürekli insülin yüksekliği varsa alınan kalorilerin sürekli yağa dönüştürülmesinden dolayı sık sık kan şekeri düşüklüğü olur (reaktif hipoglisemi).  Yüksek insülin depo yağların kullanılmasını  önlediği için de  insülin direnci olan kilolu insanlar kan şekerleri düştüğü zaman yağ depolarında büyük miktarlarda depo kalorileri olmasına rağmen yağlarını kullanamazlar ve sürekli şekere karşı aşırı bir istek duyarlar. Yedikleri her gram şeker insülini yükseltir, yükselen insülin, şekeri yağa çevirir, kandaki şeker yağa dönüşünce hipoglisemi gelişir, kan şekeri düşünce yüksek insülin depo yağlarını kullandırmadığı için de tek çare yeniden şekere saldırmaktır. İşte obezitenin kalori matematiği budur.

İnsülin direnci olan hastaların bir süre sonra tiroid fonksiyonları da bozulur. Tiroid hormonu enerji metabolizmasını kontrol eden en önemli hormonlardan biridir. İnsülin direnci sonrasında gelişen tiroid bozukluğuna bağlı olarak metabolizma biraz daha karışır ve tablo  içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu hastalar insülin ve leptin direnci düzeltilip, tiroid ve diğer metabolizma sorunları da çözülmeden kalori kısıtlaması yaparak zayıflamaya çalışırsa hipoglisemi atakları olur. Bu durumla baş edemedikleri için çok kısa bir süre içinde diyet yapmaktan vazgeçerler (Örnek: Pazartesi günü başlanıp perşembe günü bırakılan diyetler). Eğer bu insanlar iradelerini  çok zorlarlarsa yüksek insülinden dolayı yağ hücrelerini de yakamadıkları için vücut şeker açlığında kalır. Bu aşamadan sonra beden adeta kendi kendisini yemeye, yani kas proteinlerini parçalayarak şeker elde etmeye başlar. Bir miktar kilo veriliyormuş gibi görünse de aslında kaybedilen kilo yağdan değil kas dokusundandır. Bu gidiş çok sağlıksızdır. Birkaç kilo kas dokusu yakıldıktan sonra kilo verme durur ve halsizlik, yorgunluk, sinirlilik, başağrısı, soğuk terleme, kalp ritm bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkar.

Peki kaslı vücudumuzu ve sağlığımızı yeniden nasıl kazanabiliriz?

  • Öncelikle şekere bağımlı çalışan metabolizma makinasını, yağ kullanan bir makina haline getirmek gerekmektedir. (Kilo problemi olan hastalarımızın beslenme yanlışları düzeltildikten sonra yağ yakma moduna geçtiklerini, aldıkları kalori aynı kalsa bile zayıfladıklarını ve egzersiz kapasitelerinin arttığını birkaç hafta içinde gözlemlemekteyiz) 
  • İnsülin direnci ve leptin direnci düzeltilmelidir
  • Tiroid fonksiyonları normale getirilmelidir
  • Uyku bozuklukları düzeltilmelidir.
  • Beslenme yanlışları düzeltilip sağlıklı beslenme yöntemleri öğretilmelidir. Evde kolayca üretilebilecek sağlıklı gıdaların yapımına yönelik eğitim çalışmaları yapılmalıdır (mutfak atölyesi).
  • Vücudun eksikliğini yaşadığı ana besin unsurları, vitaminler, mineraller, omega-3 yağ asitleri, bağırsak flora bakterileri bilinçli bir şekilde düzenlenmelidir.
  • Kişinin fiziksel kapasitesi, yaşı, cinsiyeti, eşlik eden diğer hastalıkları da göz önüne alınarak bilinçli bir şekilde planlanıp, kişinin kondüsyonunun gelişimine göre yeniden düzenlenip devam ettirilen bir egzersiz programı planlanmalıdır.
  • Belli bir aşamaya gelindikten sonra sağlıklı yaşam ve kilo kontrolünün daha gelişmiş unsurları olan “intermittent fasting”“yüksek yoğunluklu interval çalışmaları” ve “peak fitness” programları gibi ileri programlara geçilmelidir.

Yazımızda temel hatları ile anlatmaya çalıştığımız gibi obezite çok yemek ve az hareket etmekten dolayı ortaya çıkan bir tembellik hastalığı değildir. Çok yeme ve hareketsizlik obezitenin sebebi değil sonucudur.  Obezite bir metabolizma hastalığıdır ve bundan pek çok hormon sorumludur. Açlık duygumuzu, tokluk duygumuzu ve aldığımız kalorileri ne şekilde kullanacağımızı belirleyen unsur hormonlarımızdır. Hormonal durum düzenlenmeden yapılacak her kilo verme girişimi bir aşamadan sonra hayal kırıklığı ile sonuçlanacak ve hormon dengesi düzeltilmediği için de kaybedilen kilolar bir süre sonra geri gelecektir.

Kliniğimizde kilo yönetimi için hastamıza nasıl yaklaşıyoruz?

  • Her hastamıza ilk muayenesinde 1,5 saatlik süre ayrılmaktadır. Bu süre içinde hastanın ayrıntılı hikayesi alınmakta ve detaylı dahiliye muayenesi yapılmaktadır.
  • Bioempedans vücut analiz cihazı ile ölçüm yapılıp  vücut bileşenlerinin (kas, yağ, su, bağ doku, kemik) bilgisayarlı analizi yapılmaktadır.  Elde edilen veriler kişinin boyu, kilosu ve cinsiyet bilgileriyle beraber cihaz tarafından  analiz edilerek vücut kitle indeksi, vücut yağ miktarı ve dağılımı, yağsız vücut kitlesi, vücut suyu, kas kitlesi, bağ doku ve ödem gibi veriler hassas olarak  hesaplanmaktadır. Bu yöntemle kas dokusu kaybı, metabolizma hızı, yağ dokusunun dağılımı, karın içi yağlanma gibi durumlar saptanmakta ve bu sayede  şeker hastalığına yatkınlık, yüksek tansiyon ve metabolizmanın durumu hakkında  bir takım ileri yorumlar yapılmaktadır.
  • Hastalarımızın yaşı, cinsiyeti ve eşlik eden hastalıkları da göz önüne alınarak kişiye özel check-up yapılmaktadır. Uygun teknikle alınan kan örneklerinde anlaşmalı laboratuvarımızda gerekli analizler ve testler yapıldıktan sonra elde edilen sonuçlara göre hastanın eksiklikleri tamamlanmakta ve tedavisi yönlendirilmektedir.
  • Hastalarımızın bağırsak florasını (tıklayınız) düzenlemeye yönelik beslenme planlaması ve probiyotik (tıklayınız) düzenlemesi yapılmaktadır. 
  • Biz kliniğimizde zayıflatmak için kişileri yarı aç bırakan sağlıksız ve tek yönlü diyet reçetelerini uygulamayı kesinlikle reddediyoruz. Kişilerin beslenme alışkanlıklarının ve kişisel özelliklerinin yanı sıra bioempedansla saptanan vücut kompozisyonu da dikkate alınarak kişiye özel sağlıklı beslenme reçeteleri hazırlarken yeme miktarı ile ilgili kısıtlama yapmadan doğru gıdalardan dilediği kadar yemesi konusunda serbest bırakıyoruz. Yaşına, cinsiyetine ve bedeninin yapısına uygun egzersiz yöntemlerini belirleyerek kendisine uygun egzersiz planını hazırlıyoruz. Eğer arzu edilirse bizim kontrolümüzde çalışan ekibimizden bir spor eğitmeni ile birlikte çalışması konusunda hastalarımıza özel hizmet de veriyoruz. Hastalıkların tedavisi ve kilo yönetimi sırasında akupunktur ve diğer doğu tıbbı yöntemleri de gereken durumlarda tedaviye dahil edilmektedir.  
  • Kilo kontrolü programına alınan hastalarımız kliniğimizdeki eğitim ve toplantı salonunda belli periyotlarda düzenlenen seminer ve eğitim programlarına ücretsiz olarak katılabilmekte ve yine “mutfak atölyesi” adı altında devam ettirdiğimiz sağlıklı besin öğelerinin ev şartlarında üretimi konusundaki eğitim programlarından yararlanabilmektedir.

Kilo problemi bir tıbbi problemdir. Bu yüzden obezite konusunda eğitimi, birikimi ve tecrübesi olan hekimlerin kontrolünde kalmak sağlığınızın bozulmaması için çok önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve ilgili mevzuata  göre hekim olmayan hiç kimse insan sağlığı ile ilgili işlem yapamaz; bu suçtur.  Maalesef eski mankenlerin bile yaşam koçu veya  diyet uzmanı v.s unvanlarla hasta tedavi etmeye çalıştığı günümüzde sağlık mesleği mensubu olmayan kişilerin sağlığınızla oynamasına müsade etmeyiniz.

OBEZİTE 1.BÖLÜM

OBEZİTE 2.BÖLÜM

OBEZİTE 3.BÖLÜM

17.Ağustos.2015 

 

KONU İLE İLGİLİ ÖNERİLEN DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERE TIKLAYINIZ:

1- Bu 5 hormonun dengesizliği kilo verme çabalarınızı olumsuz etkileyebilir 

2- Fazla kilolarınızın sebebi uykusuzluk olabilir

                                                                             

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazarlara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.

Kaynakça ve Referansları Göster
Diğer Okuyucu Yorumları
Test

Form Gönderimi

Tamam

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.