KANSER TEDAVİSİNDE AKUPUNKTURUN YERİ NERESİDİR?
YAZARLAR:
Op.Dr. Tayfun Balım
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı
Uz.Dr. Gökşin Balım
İç Hastalıkları Uzmanı
“Akupunkturun bana faydası olur mu?” Amerikalı onkolog Eugen Mak, bu sorunun kanser tedavisi gören hastalar tarafından, sıklıkla sorulduğunu belirtmektedir(4). Kanser tanısı geniş kapsamlı bir tanı olup tedavide birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Bu tedavi yöntemleri arasında akupunktura da yer var mıdır? Yazımızda bu konuyu ele alıp, kanser hastalarının hangi şikayetlerinde akupunkturun kullanılabileceğine değineceğiz.
Kanser kelimesi 300 çeşitten fazla maligniteyi tanımlayan ortak bir addır. Bunların her birisinin farklı histolojisi, patofizyolojisi ve farklı klinik davranışı vardır. Bu çeşitlilikten dolayı kanserin tedavisinde de birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Kemoterapi ilaçları, hormonal ajanlar, değişik radyoterapi yöntemleri, farklı ameliyatlar ve cerrahi yöntemler, kemik iliği nakli ve kök hücre transplantasyonunun yanı sıra, yeri geldiğinde tamamlayıcı tıp uygulamaları da kanser tedavisi için kullanılabilmektedir.

Kanser tedavisinde akupunkturun yeri neresidir?
Doğrudan kanserin kendisinin tedavisinde akupunkturun yeri yoktur. Ancak Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) ve Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI), kanserin birçok belirtisini veya kanser tedavisi sonucunda ortaya çıkan istenmeyen diğer belirtileri ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla standart tıbbi tedavinin yanı sıra akupunktur tedavisinin tamamlayıcı bir yöntem olarak kanser hastalarında başarılı bir şekilde kullanılabileceğini kabul etmektedir (1).
Peki, akupunktur kanser hastalarının şikayetlerinde hangi mekanizma ile fayda sağlamaktadır?
Akupunktur tedavisi uygulandığında periferik ve merkezi sinir sisteminde, hipofizde ve bazı beyin bölgelerinden bir takım cevaplar ortaya çıkmaktadır. Bu etkileşim sonucunda vücutta bazı kimyasallar, protein ve hormonlar açığa çıkmakta ve bu maddeler vücut fonksiyonlarını kontrol altına alarak hastaların şikayetlerine olumlu etkide bulunmaktadır. Akupunktur bu yolla kan basıncını, vücut ısısını etkilemekte, bağışıklık sistemini aktive etmekte, endorfin ve dynorfin gibi vücudun kendi doğal ağrı kesicilerinin açığa çıkmasını sağlamaktadır (2) .
Kanser hastaları, tedavileri için pek çok ilaç kullanmak zorundadır. Kanser ilaçlarına bağlı olarak birçok yan etki de ortaya çıkabilmektedir. İlaca bağlı yan etkilerin yanı sıra hastalarda ağrı, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, nefes darlığı, enerji düşüklüğü ve halsizlik, sıcak basması ve gece terlemesi şeklinde kendisini gösteren vazomotor değişiklikler, ödem, kan hücrelerinde azalma, depresyon ve diğer psikoemosyonel sorunlar, nöropatiye bağlı değişik şikayetler, uyku ve iştah bozuklukları, kabızlık ve diğer bağırsak fonksiyon bozuklukları gibi farklı şikayetler de sıklıkla yaşanmaktadır. Tüm bu şikayetler için farklı ilaçlar kullanılması durumunda hem ilaç etkileşmeleri, hem de bu kadar çok ilacın başka sorunlara da yol açabilmesi sebebiyle ilaçsız bir tedavi yöntemi olan akupunktur tercih edilen bir yöntem olarak ön plana çıkmaktadır. Bu konuda yazılmış tıbbi literatürü inceleyip kendi deneyimlerime de bakarak, kanser hastalarının yukarıda sıralanan belirti ve şikayetlerinde akupunktur tedavisinden etkin olarak faydalanılabileceğini rahatlıkla ifade edebilirim.
Akupunkturun ağrı kontrolü üzerindeki başarılı etkisi iyi bilinmektedir. Kanser hastalarının en önemli şikayetlerinin başında ağrı gelmektedir. Bu ağrılara bazen morfin ve benzeri narkotik ağrı kesiciler bile çare olamamaktadır. Üstelik narkotik analjezikler bağımlılık yaratmalarının yanı sıra hastalarda konfüzyon, mental bozukluklar, davranış değişiklikleri, kabızlık ve bulantıya da yol açmaktadır. Kansere bağlı olarak ortaya çıkan ve birçok tıbbi tedavi uygulamasına cevap vermeyen dirençli ağrılarda akupunktur tedavisi, yan etkisi olmayan, etkili bir yöntem olarak ön plana çıkmaktadır (26). Kanser ameliyatlarından sonraki ağrılarda (postoperatif ağrı) akupunktur uygulandığında hem ağrı kesici ilaç ihtiyacı azaltılmakta, hem de yara yerindeki doku şişliği ve ödem düzelmektedir. Yine hastaların kullandığı bazı kanser ilaçlarına bağlı olarak ortaya çıkan kas krampları ve iskelet-kas sistemi ağrıları da akupunktura iyi yanıt vermektedir. Bu konularda yapılmış klinik çalışmalara ait birçok literatür mevcuttur. (Kaynakçaya bakınız)
Yine kanserli hastalarda sık karşılaşılan bir başka sorun da ilaçlara bile cevap vermeyen bulantı ve kusma sorunudur (27). Kanser tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi ilaçlarının şiddetli bulantı ve kusma yaratıcı etkisi kimi zaman hastaları kanserin kendisinden daha çok etkilemektedir. Bu hastalarda pahalı bazı antiemetikler (bulantı ilacı) bile çoğu zaman tatmin edici sonuç vermemektedir. Los Angeles UCLA Üniversitesi Tıp Fakültesinde birkaç yıl önce yapılan kontrollü bir klinik çalışmada kemoterapi alan hastalarda bulantı tedavisine şikayet ortaya çıkmadan önce başlanması durumunda daha etkin bir sonuç alındığı ifade edilmektedir. Akupunkturun bulantı, kusmaya karşı olan olumlu etkisi önleyici mekanizmalar üzerinden gerçekleşmektedir.

Meme ve prostat kanserlerinin tedavisinde kullanılan hormon ilaçları bu hastalarda sıcak basması şeklinde vazomotor semptomlara sebep olabilmektedir. Yapılan kontrollü klinik çalışmalarda akupunktur tedavisi uygulanan bu hastalarda olumlu sonuçlar alındığı ifade edilmektedir (28).
Kanser hastalarının yaşadığı depresyon, psikoemosyonel problemler ve uyku sorunlarında ilaç tedavisi yerine akupunktur uygulamasının daha güvenilir olduğu ifade edilmektedir (31). Zira bu hastalar zaten birçok ilaç kullanmakta olup, ayrıca depresyon ve uyku problemleri için ilaç kullanılmasının ilaç etkileşimi sebebiyle sorun olabileceği vurgulanmaktadır. Ayrıca bu hastaların bir kısmı şiddetli bulantı ve kusma sebebiyle ağızdan ilaç kullanmakta da zorluk yaşamaktadırlar. Kendi klinik deneyimlerime de baktığımda özellikle uyku ve emosyonel sorunlarda daha ilk seanstan sonra hastalarda belirgin bir rahatlama ortaya çıktığını söyleyebilirim. Bu hastaların büyük bir kısmı akupunktur seansı sırasında, çok kısa bir sürede, derin bir uykuya geçmektedirler.
Akupunktur otonom sinir sistemi ve hormonları etkileyerek beden enerjisinin artmasına da yardımcı olur. Bu sayede halsizlik, yorgunluk, bitkinlik, düşük enerji gibi şikayetlerin ortadan kaldırılmasına belirgin bir katkı sağlayarak, hastaların kendisini daha iyi hissetmesine katkıda bulunmaktadır (32).
Yine boyun bölgesindeki kanserlerde ve gırtlak kanserlerinde uygulanan radyoterapi sonrasında bu hastalarda hiçbir tedaviye cevap vermeyen ve ciddi rahatsızlık yaratan ağız kuruluğu şikayeti ortaya çıkabilmektedir. Akupunkturun tükürük salgısını artırarak bu şikayetleri hafiflettiğini gözlemlemekteyiz. Bunu destekleyen araştırmalar mevcuttur (6).
Kanser tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi ilaçları ve diğer tedavi ajanları hastalarda periferik nöropatiye yol açabilmektedir. Nöropati dediğimiz klinik tablo, sinir dokusunda ortaya çıkan harabiyet sonucunda hastalarda ağrı, uyuşma, karıncalanma, yanma ve kaslarda güçsüzlük şeklinde şikayetlerle ortaya çıkan rahatsızlık verici bir durumdur. Genellikle önce el ve ayaklarda başlar ve zaman geçtikçe ilerleyerek ağırlaşır. Eğer kendi haline bırakılırsa kişinin hayat kalitesini ve fiziksel kondüsyonunu çok düşürür. Bazen nöropati bulguları o kadar ağırlaşır ki, hastanın kanser tedavisine ara verilmek zorunda kalınabilir. Yapılan klinik çalışmalar sonucunda bu hasta gruplarında akupunktur tedavisi sonrasında sinir fonksiyonlarının düzeldiği ve nöropatik ağrıların hafifleyerek kontrol altına alındığı ifade edilmektedir (29).
Lenf ödem, lenf sıvısının birikmesi sonrasında dokularda şişlikle ortaya çıkan bir klinik tablodur. Kanser dokusu lenf damarlarını tahrip ederek tıkadığında ya da kanser için yapılan cerrahi uygulamalarda lenf damarları da çıkarılırsa bu durumda lenfödem ortaya çıkmaktadır. Meme kanseri sebebiyle ameliyat olan bazı hastalarda kolda ortaya çıkan lenf ödem, bu hastaları ömürleri boyunca rahatsız edebilmektedir. Kol ya da bacakta lenf ödemi olan kanser hastalarında yapılan çalışmalarda akupunkturun şişliğin artmasını engellemekte ve azaltmakta ve buna bağlı şikayetleri rahatlatmakta güvenilir bir seçenek olduğu belirtilmektedir (30).

Kanserle ilgili önde gelen birçok enstitü, kanserli hastaların şikayetlerinin birçoğunda medikal akupunktur uygulamasının etkili olduğunu kabul etmektedir. Ancak bu uygulamanın bilinçli bir yaklaşımla ve tecrübeli bir hekim tarafından yapılmasının önemli bir kriter olduğunu da vurgulamak isterim. Zira kanser hastaları birçok dahiliye sorununun yanı sıra, özellikle metabolizma ile ilgili ciddi problemleri de beraberinde yaşamaktadırlar. Bu ciddi hastalıklarda akupunktur uygulaması yapan hekimin aynı zamanda hastanın ağır, sistemik sorunlarına da hakim olabilmesi ve hastalara bu açıdan da yardımcı olabilecek bir bilgi birikimi ve klinik tecrübesinin bulunması çok önemlidir. Zira “medikal akupunktur” diyebilmek için, hekimin hem batı tıbbına göre ilgili hastalığın ”branş uzmanı” olması, hem de beraberinde akupunktur uygulamacısı olması gerekmektedir.
Bir cümle ile özetleyecek olursak medikal akupunktur, kanser hastalarının birçok şikayetinde kullanılabilen, yan etkisi olmayan, etkili bir tedavi metodudur.
20.12.2015
Yazımız National Cancer Institute’ün (NIH) kanser ve akupunkturla ilgili yazıları temel alınarak hazırlanmıştır. ( http://www.cancer.gov/about-cancer/treatment/cam/ hp/ acupuncture-pdq#link/_TrialSearch_35_sid_5_toc )
Yasal Uyarı: Bu yazı özgün bir makale olup telif hakkı yazara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.