PAYLAŞ

C Vitamininin 9 Önemli Fonksiyonu - Kronik Enflamatuvar Hastalıkların Tedavisindeki Yeri

Bu makale 114725 kişi tarafından görüntülenmiştir.

Daha önceki bir yazımızda kanser hastalarında intravenöz yüksek doz C vitamini tedavisinden ayrıntılı olarak bahsetmiştik. O yazımızda C vitamininin düşük dozlarda antioksidan, yüksek dozlara çıkıldığında ise oksidan etki gösteren güçlü bir tedavi ajanı olduğundan bahsetmiş ve kanser hastalarında C vitaminini oksidan dozlarda kullandığımızı ifade etmiştik. Bu yazımızda ise C vitamininin “antioksidan” dozlarda hangi hastalıklarda etkin olarak kullanılabileceğinden bahsedeceğiz. C vitamini hakkındaki temel bilgileri bir önceki yazımızda ayrıntılı olarak size aktarmıştık. Önceki yazımızda aktardığımız temel bilgileri bir kere daha burada tekrar etmeyeceğiz. Eğer okumadıysanız bu yazımızdan önce “Damar içi Yüksek Doz C Vitamini Uygulaması” başlıklı yazımızı okumanızı öneririz.

C vitamini (askorbik asit), suda çözünen güçlü bir antioksidandır. Uzun yıllar boyunca enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmış, özellikle bulaşıcı hastalıklardan korunma ve tedavisindeki olumlu etkileri açık bir şekilde gösterilmiştir. Meslek hayatıma başladığım ilk yıllarda C vitamini ilaçları sigorta şirketleri ve sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenirdi. Viral ve bakteriyel enfeksiyonlarda, kronik yorgunlukta ve kronik enflamatuvar hastalıkların tedavisinde reçetelerimize mutlaka C vitamini eklerdik. Ancak son yıllarda C vitamini preparatları Sosyal Güvenlik Kurumu’nun karşıladığı ilaçlar listesinden çıkarılmıştır.         

C vitamini karaciğerde glikozdan sentezlenen altı karbonlu bir moleküldür. Birçok canlı ve bitki ihtiyacı olan C vitaminini kendisi sentezleyebilmektedir.  İnsanlar, primatlar (goril, orangutan, şempanze, gibon vs) ve kobaylar vücutlarında C vitamini sentezleyemezler. C vitamini sentezleyebilen bitki ve hayvanların hammadde olarak glikozu kullandıklarını daha önceki  yazımda söylemiştim. Glikoz molekülü ile C vitamini molekülü birbirine çok benzer yapıdadırlar. ”L-gulonolakton oksidaz” enzimi glikozu C vitaminine dönüştüren enzimdir (1). İnsan neslinin evriminin bir döneminde bu dönüşümü sağlayan L-gulonolakton oksidaz enziminin mutasyona uğradığı ve bu sebeple insanda glikozdan C vitamini sentezinin tamamen durduğu kabul edilmektedir (2). C vitamini o kadar önemlidir ki, insanlar dışarıdan yiyeceklerle günde en az 30 mg C vitamini alamazlarsa yaşamlarını sürdüremez ve “skorbüt” hastalığından ölürler (3). Tarihte uzun süre taze sebze ve meyve yiyemediği için C vitamini eksikliği yaşayan gemici ve deniz askerlerinde çok yüksek oranda ölüm olduğunu biliyoruz. Taze sebze ve meyve tüketim imkanlarının artması nedeniyle skorbüt hastalığı günümüzde artık görülmese bile insanların hayatta kalabilmek için mutlaka C vitamini içeren gıdaları yemek zorunda olduklarını göz ardı edebilmek mümkün değildir.   

C vitamininin önemi ne zaman ortaya çıkar?

C vitamini içeren taze sebze ve meyveleri tüketen sağlıklı insanlar genellikle ihtiyaçları olan C vitaminini bu yolla karşılayabilirler. Vücutlarında C vitamini sentezleyebilen canlılar enfeksiyonlarda, stres durumunda ve enflamatuvar hastalıklara maruz kaldıklarında C vitamini sentez miktarını artırırlar. Güçlü bir antioksidan olan C vitamini sayesinde olumsuz koşullarla başa çıkabilme kabiliyetlerini bu şekilde artırmış olurlar. İnsanların ise maalesef böyle bir imkanı yoktur. Vücutlarında C vitamini sentezleyemedikleri için ihtiyacın arttığı durumlarda gıdalar yoluyla aldıkları C vitamini çoğu zaman yetersiz kalabilmektedir. 

Oksijen molekülleri enerji metabolizması için yaşamsal öneme haizdir. Hücreler enerji elde edebilmek için oksijen kullanırlar. Ancak besinler oksijen kullanılarak enerjiye dönüştürülürken bu metabolizma işlemi sırasında “serbest radikal” adı verilen yan ürünler açığa çıkar. Serbest radikaller son derece reaktif ara ürünlerdir. Reaktif oksijen türleri (ROS), olarak bilinen bu moleküller hücrelerin lipit, protein ve DNA gibi bileşenlerine zarar vererek hasar görmelerine neden olur. Aerobik metabolizma (oksijenli metabolizma) sırasında serbest radikal oluşumunu kontrol altında tutmak ve bu moleküllerin zararlı etkilerine engel olmak üzere antioksidan savunma sistemleri gelişmiştir. İnsan vücudunun hastalıklara neden olan serbest radikallerle başa çıkmasını sağlayan kendi iç antioksidan sistemleri vardır. Glutatyon peroksidaz, katalaz, süperoksit dismutaz, glutatyon redüktaz enzim sistemlerinin yanı sıra melatonin, seruloplazmin, transferrin, miyoglobin, hemoglobin, ferritin, bilirubin, glutatyon, ürik asit ve albümin de bu sistemin parçalarıdır. Eğer mevcut antioksidan savunma sistemi serbest radikallerin etkisini tamamen önleyemezse bu durumda “oksidatif stres” olarak adlandırılan durum ortaya çıkar. Bu durum adeta vücudun içten içe ve sinsi bir şekilde “paslanması” olarak da düşünülebilir. 

Oksidatif stres yaratan ve bu yolla otoimmun hastalıklar, kanser ve tüm kronik enflamatuvar hastalıkların ortaya çıkmasında önemli rol oynayan sebepler aşağıda sıralanmıştır.

- Beslenme yanlışları

- Yağsız beslenme

- Yetersiz protein alımı

- Unlu ve şekerli gıdalar

- Fruktoz şurubu, gluten, soya ve lektin içeren gıdalar

- İşlem görmüş ve katkı maddeleri içeren hazır gıdalar

- Vitamin ve mineral eksiklikleri

(D vitamini, B12 vitamini, K2 vitamini, magnezyum, selenyum, iyot)

Bağırsak flora bozuklukları

- Tarım ilaçları ve kimyasal gübreler

- Genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri

- Hormon kullanılan ve suni yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünler

- Toksik yüklenmeler

- Ağır metal birikimi

- Estetik amaçlı botox uygulaması

- Gereksiz aşılar

- Kronik stres

- Kronik enfeksiyonlar

- Aşırı alkol tüketimi ve sigara kullanımı

- Elektromanyetik etkiye uzun süreli maruz kalma

- Kronik enflamasyon

- Aşırı demir birikimi veya eksikliği

- Hareketsizlik veya aşırı fiziksel egzersiz

- Doğum kontrol hapları ve daha birçok ilaç 

Oksidatif stres yukarıda sıraladığımız hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olurken, öte yandan ortaya çıkan bu hastalıklar da oksidatif stresin artmasına neden olur ve bir kısır döngüye yol açar. Endüstriyel topluma geçiş ile birlikte oksidatif stres yaratan faktörlerin hızla arttığı ve ciddi bir tehdit oluşturduğunu ise göz ardı edebilmek mümkün değildir. Vücudun bu hastalıklarla mücadelesi sırasında antioksidan sistemler yoğun olarak kullanılıp tüketildiği için vücudun hastalıklarla savaşma kabiliyeti de zayıflamaktadır.  Pek çok durumda mevcut iç antioksidan savunma sistemleri yeterli olamamaktadır.  Bir mutasyon sonucunda C vitamini sentezleme yeteneğini kaybetmeden önce, diğer C vitamini sentezleyebilen canlılar gibi, muhtemelen insanlar da C vitamini yapımını artırarak savunma sistemini güçlendirebiliyorlardı. Ancak bu savunma sistemi artık doğal olarak devreye girememektedir. 

" Kronik enflamatuvar hastalıkların tedavisinde intravenöz yüksek doz C vitamini etkili bir tedavi ajanıdır. "

Dışardan verilen antioksidan dozdaki C vitamini ile vücudun açığı telafi edildiğinde kronik enflamatuvar hastalıkların tedavisinde önemli kazanımlar elde edildiğini görmekteyiz. Vücudun antioksidan sistemlerini destekleyici diğer unsurlarla birlikte damardan “antioksidan dozda C vitamini” uygulanması antioksidan kapasiteyi artırmakta ve kronik enflamatuvar hastalıklarla başa çıkma konusunda çok güçlü bir destek sağlamaktadır. Ayrıca C vitamini, kronik enflamatuvar hastalıkların tedavisinde kullanılan diğer ilaçlar gibi olumsuz yan etkilere sahip olmayan, bilakis vücut sistemlerini olumlu yönde destekleyen bir ilaçtır. 

Peki, C vitamini kronik enflamatuvar hastalıklardaki etkisini nasıl gösterir?

C vitamini bir elektron vericisidir (elektron donorü). Vitamin C'nin bilinen tüm fizyolojik ve biyokimyasal etkileri bu elektron donörü olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.

1- C vitamini elektronlarını başka bileşiklere aktararak onları oksidasyondan korur. Bu özelliği ile güçlü bir antioksidan olarak kabul edilir. Serbest oksijen radikallerinin temizlenmesinde rol oynayarak, bunların sebep olduğu hasarı önlemeye yardımcı olur. Serbest radikal hasarı yaşlanmayı hızlandırır, kalp hastalığı ve kronik enflamatuvar hastalıkların gelişmesine olumsuz etkide bulunur. C vitamininin enfeksiyon ve kronik enflamatuvar hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde etkili bir tedavi ajanı olduğu uzun yıllardan beri bilinmektedir (4),(5).

2- Yapılan bazı araştırmalarda C vitaminin vücudun iç antioksidanları olan bilirubin, ürik asit ve protein tiyollerinden ve ayrıca lipoprotein ile ilişkili antioksidanlar olan alfa-tokoferol, ubiquinol (Coenzim-Q10), likopen ve beta-karotinden daha güçlü bir antioksidan olduğu tespit edilmiştir (6). 

3- C vitamininin toksinlerin atılımı ve ağır metal detoksu (şelasyon-ağır metal temizliği) sırasında vücudu bu toksinlerin yarattığı oksidatif stres hasarından koruduğu ifade edilmektedir. Günümüzde toksik maddelerden kaçınabilmek maalesef mümkün değildir. Zirai ilaçlar, kimyasal katkılar, kozmetikler, aşıların içindeki koruyucular, amalgam diş dolguları, sigara ve eksoz dumanı vs. gibi birçok sebep vücuda toksin ve ağır metal yükü oluşturmaktadır. Yüksek doz C vitamininin idrar ve dışkı ile ağır metal (kurşun) atılımını artırdığı ve şelasyon tedavisinde kullanılabileceği gösterilmiştir (7). C vitamininin tek başına ve diğer antioksidanlarla birlikte verilmesinin yumuşak ve sert dokudan ağır metalin mobilize edilmesinde etkili olduğu belirtilmektedir (8),(9). Ancak şunu da hemen vurgulamak isterim; ağır metal temizliği özellikli bir konudur ve yanlızca bu toksinlerin dokulardan mobilize edilmesi yeterli olmaz. Eğer dokulardan mobilize edilen toksinler uygun bir şelatörle bağlanarak, bilinçli bir şekilde vücuttan uzaklaştırılamazsa fayda yerine zararla da sonuçlanabilmektedir. Ağır metal detoksu ve şelasyon hakkında önümüzdeki günlerde ayrıntılı bir yazı yazacağım için bu konunun detaylarına burada girmeyeceğim.Yeni yazılarımdan haberdar olmak için facebook sayfamı beğenmenizi öneriririm. 

4- C vitamininin endotelden salınan nitrik oksitin (NO) oksitlenmesini önlediği, sentezini artırdığı, dolayısıyla sağlıklı kişilerde ve kardiyovasküler hastalığı olanlarda vasküler endotel fonksiyonu üzerinde olumlu etkileri olduğu saptanmıştır (10),(11). 

5- C vitamini LDL oksidasyonunu azaltarak aterom plaklarının erimesini ve LDL reseptör ekspresyonunun artmasını sağlar. Bu özelliğinden dolayı C vitamini damar sertliği tedavisinde, EDTA ile birlikte intravenöz olarak kullanıldığında damarlardaki kalsifiye plakların eritilmesinde etkili olmaktadır.  

6- Güçlü antioksidan etkisiyle DNA hasarını azalttığı tespit edilmiştir (12),(13).

7- C vitamini insanlarda sekiz farklı enzim için elektron donörü görevi görür (14). Bu enzimleri aktifleştirerek aşağıda sıralanan moleküllerin sentezinde görev alır.

Kollajen sentezini sağlar: Bu sayede yaraların iyileşmesi, dişler, kemikler, tendonlar ve bağların güçlenmesini sağlar, ayrıca bel fıtığı gelişmesini, cildin elastikiyetini artırarak buruşmasını, sarkmasını önler. Kanserin yayılmasını önler (15),(16). Doku tamiratını hızlandırır.

Karnitin sentezini artırır: Karnitin, yağ asitlerini enerji üretilmek üzere, hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrilere taşınmasını sağlar. Böylelikle vücudun enerji dönüşümünü destekler ve genel bir enerji artışı sağlanmasına yardımcı olur. Eksikliği kalp kası ve iskelet kası güçsüzlüğü ile sonuçlanır (17).

Bazı hormonların üretiminde rol oynar: C vitamini böbrek üstü bezleri (sürrenal) tarafından yapılan hormonlardan biri olan noradrenalinin sentezini artırır (18),(19),(20). Ayrıca triptofandan 5-HT (triptofan hidroksilaz) ve serotonin sentezinde de görev alır. Bu etkilerinden dolayı C vitamini depresyon, hiperaktivite sendromu, adrenal yorgunluk (adrenal fatique) ve kronik yorgunluk tedavisinde etkili bir tedavi ajanı olarak kullanılabilmektedir.

8- Demir emilimine yardımcı olur.

9- Folik asitin aktifleşmesini sağlar. Bu yolla felç, enfarktüs, kanser tedavisinde etkilidir.

10- Safra asidi sentezini artırır. Safra taşlarının azaltılmasına katkıda bulunur.                 

11- Kolesterol sentezini normalleştirir.

12- Şişmanlığın önlenmesinde yardımcıdır.

13- Seksüel faaliyeti artırmada katkısı vardır.

14- Ülser ve reflünün azalmasında rol oynar. 

C vitaminini hangi hastalıkların tedavisinde kullanmaktayız?

Kliniğimizde antioksidan dozlarda, intravenöz (damar içi) C vitamini tedavisini aşağıda sıraladığımız otoimmun hastalıklar ve kronik enflamatuvar hastalıkların tedavisinde, destek unsuru olarak, başarı ile uygulamaktayız.

- Otoimmun Hastalıklar (çölyak, ülseratif kolit, Crohn hastalığı, otoimmun gastrit, Hashimoto tiroiditi, Basedow-Graves hastalığı, Sjögren sendromu, dermatomiyozitis, romatoid artrit, psöriazis, skleroderma, lupus, vaskülitler, multiple skleroz vs.)

- Ağır metal şelasyon tedavisi  (DMSA, iyot ve aktif karbonla birlikte)

- Fibromyalji

- Ankilozan spondilit

- Enflamatuvar artritler

- Gut hastalığı

- Pankreatit

- Diyabet

- Metabolik sendrom

- Koroner kalp hastalıkları

- Hipertansiyon

- Depresyon, dikkat bozukluğu, hiperaktivite

- Sık geçirilen enfeksiyonlar (pnömoni, sistit, kronik sinüzit vs.)

- Histamin intoleransı        

08.Nisan.2017 Yazarlar: Dr. Gökşin Balım İç Hastalıkları-Dahiliye Uzmanı, Op.Dr. Tayfun Balım Beyin Cerrahisi Uzmanı

 

KONU İLE İLGİLİ ÖNERİLEN DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERE TIKLAYINIZ: 

 

1- Kanserde Etkili Bir Tedavi Alternatifi…Damar İçi Yüksek Doz C Vitamini Uygulaması

2- İyodun Ne Kadar Önemli Olduğunu Biliyor Musunuz?

3- Kronik Toksisitede Detoks ve Şelasyon Yöntemleri

4- Selenyum Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey 

5- Enflamasyon Nedir?

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazarlara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.

Kaynakça ve Referansları Göster

 

KAYNAKLAR

 

1- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/14498993?dopt=Abstract

2- http://www.jbc.org/content/269/18/13685.abstract

3- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/13638066?dopt=Abstract

4- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/8340380

5- http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1749-6632.1975.tb29283.x/abstract;jsessionid=55A54203800F1C6FA86A25AF95EE5322.f04t03

6-https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1962556

7- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24386596

8- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19106443

9- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17929749

10- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11022034

11- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10749876

12- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11295151

13- Odin AP: Vitamins as antimutagens: advantages and some possible mechanisms of antimutagenic action. Mutat Res 386:39–67,1997

14- Levine M, Rumsey SC, Wang Y, Park JB, Daruwala R. Vitamin C. In Stipanuk MH (ed): “Biochemical and Physiological Aspects of Human Nutrition.” Philadelphia: W B Saunders, pp 541–567, 2000

15- Prockop DJ, Kivirikko KI: Collagens: molecular biology, diseases, and potentials for therapy. Annu Rev Biochem 64:403–434, 1995

16- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1720597

17- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1962562

18- Kaufman S: Dopamine-beta-hydroxylase. J Psychiatr Res 11:303–316, 1974

19- http://www.annualreviews.org/doi/abs/10.1146/annurev.ne.15.030192.000421

20- http://www.annualreviews.org/doi/abs/10.1146/annurev.nu.06.070186.002053

Diğer Okuyucu Yorumları
Test

Form Gönderimi

Tamam

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.