PAYLAŞ

Fibromiyalji Sendromu (FMS) - 1.BÖLÜM

Bu makale 127370 kişi tarafından görüntülenmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM

Tıpkı diğer kronik hastalıkların görülme sıklığının artması gibi, fibromiyalji sendromu da son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde giderek artış göstermekte ve yüzyılımızın hastalığı olma yolunda hızla ilerlemektedir. Daha önceleri fibrozitis, yumuşak doku romatizması, psikojenik romatizma, non-artikuler romatizma, musküler romatizma, miyofibrozit gibi değişik isimlerle adlandırılan bu hastalık, 1976 yılında “fibromiyalji” adını almıştır. 1990 yılında, Amerikan College of Rheumatology (ACR) tarafından, fibromiyalji sendromu (FMS) sınıflama kriterleri yayınlanmış, ağrılı ve hassas noktaların ayrıntıları tanımlanmıştır. Kısa süre sonra da Dünya Sağlık Örgütü “Fibromiyalji Sendromu” tanısını kabul etmiştir. 2010 ve 2013 yıllarında tanı kriterleri yeniden düzenlenmiştir (1),(2). 

Fibromiyalji Sendromu özellikle kas ağrısı, vücutta ağrılı hassas noktalar, yorgunluk, uyku bozuklukları, beyin sisi (brain fog) ya da konsantrasyon (odaklanma ve dikkat) bozukluğu ve depresyonla seyreder.

Fibromiyalji Sendromu ile ilgili videomuzu üstteki linkten izleyebilirsiniz

Batı tıbbı her zamanki klasik yaklaşımı ile bu hastalığa ait farklı şikayetlerin her birisini sanki farklı bir hastalıkmış gibi değerlendirir. Hastalar halsizlik ve yorgunluk için dahiliye uzmanına, kas ve iskelet sistemi ağrıları için fizik tedavi, romatoloji veya ortopedi uzmanına, uyku bozukluğu için nöroloji veya psikiyatri uzmanına başvurmak zorunda kalırlar. Tıbbın geldiği bugünkü noktada aşırı branşlaşmanın da etkisiyle, örneğin hasta bir fizik tedavi uzmanına başvurduysa uyku bozukluğu ve depresif şikayetler için yeterli destek alamamakta veya psikiyatri uzmanına başvurduysa bu kez de kas ağrıları için uygun bir destek göremeyebilmektedir. Her hekimin kendi branşı ile ilgili sorunlara yönelmesi sebebiyle diğer sorunlar çözümsüz kalabilmektedir. Tüm bu şikayet ve bulguların bir bütünün parçası olduğu gerçeği gözden kaçabilmektedir. Oysa fibromiyalji hastalığı birçok sistemi ilgilendiren bulgu ve belirtilerin üst üste eklenmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu karmaşık tablo nedeniyle fibromiyalji tanısını koyabilmek her zaman kolay olmaz. Bazı durumlarda hastaya doğru tanı konana kadar 3-5 yıl geçebilmektedir. Hastanelere başvuran hastalara ortalama 5 dakikalık muayene süresi ayrılabildiği de göz önüne alındığında, bu kısıtlı süre içinde tüm bulguların değerlendirilmesi ve doğru tanı konabilmesi her zaman mümkün olamamaktadır. Bu şartlar altında doğru tanı konabilen hastalar ise kendilerini şanslı kabul etmelidirler.

Genel polikliniklere başvuran her 100 hastanın 5 ila 6’sını, romatoloji polikliniklerine yeni başvuran her 100 hastanın ise 10 ila 20’sini fibromiyalji hastaları oluşturmaktadır (3). İstatistiklere göre Amerika Birleşik Devletlerinde yaklaşık 10 milyon fibromiyalji hastası olduğu tespit edilmiştir. Ülkemizde ise 1,3 milyon fibromiyalji hastası olduğu tahmin edilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre yedi kat daha fazla görülmektedir. Bu hastalık sadece erişkinlerde değil çocukluk çağında da görülebilmektedir.

Fibromiyalji belirtilerini ayrı ayrı inceleyelim;

Yaygın ağrı: En belirgin bulgu en az üç ay süre ile devam eden yaygın kas ve iskelet sistemi ağrılarıdır. Ağrı bel bölgesinin hem alt hem de üst kısmında görülebilir. En yaygın görüldüğü bölgeler boyun, sırt, omuz, kalça ve ellerdir. Uyuşma, karıncalanma ve yanma gibi şikayetler de tabloya eklenebilir. Ağrı ve sertlik şikayeti sabah daha şiddetlidir ve pek çok hastada sabah tutukluğu görülür. Soğuk ve nemli hava, sigara, uykusuzluk, yorgunluk, aşırı fiziksel aktivite veya tam tersi hareketsizlik, anksiyete (gerginlik) ve stres ağrının artmasına neden olur. 

Yorgunluk: Fibromiyaljide görülen yorgunluk, yoğun iş ve gündelik yaşam nedeniyle ortaya çıkan yorgunluktan farklıdır. Yoğun iş ve yaşam temposu nedeniyle ortaya çıkan yorgunluk dinlenerek ve iyi bir uyku ile düzelirken, fibromiyaljisi olan hastalar sürekli olarak yorgunluk hissederler.  Bazı kaynaklarda bu durum yorgunluk yerine “tükenme” olarak da adlandırılmaktadır. Bu hastalar en basit günlük işlerini bile yapamadıklarından yakınırlar. “Saçımı taramaya halim yok, kolumu kaldıramıyorum” gibi şikayetlerle öz bakımlarını dahi ihmal edebilirler. 

Uyku bozukluğu: Hastaların büyük çoğunluğu uykusuzluk, uykuya dalmada güçlük, derin uyku uyuyamama, uykudan sık sık uyanma ve uyku sonrasında bile devam eden yorgunluktan yakınırlar. Uzun süre uyusalar bile genellikle bu hastalar yorgun uyanırlar. Gece yeterli uyku uyuyamayan hastaların bir kısmı gündüz uyku ihtiyacı hissederler. Ağrı, uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu gibi nedenlerden dolayı da uyku derinliği bozulabilir. 

Sağlıklı bireylerde uykunun ilk döneminde görülen “alfa” dalgaları, derin uykuya geçildiğinde yerini “delta” dalgaları adı verilen yavaş ve düşük frekanslı beyin dalgalarına bırakır. Fibromiyalji hastalarında yapılan çalışmalarda derin uykuda görülen delta dalgalarının sık sık kesintiye uğradığı ve derin uyku süresinin kısaldığı saptanmıştır (4),(5). Growth hormon (büyüme hormonu) derin uyku sırasında salgılanır. Derin uyku süresinin azalmasının sonuçlarından biri de büyüme hormonu salgısının azalmasıdır. Büyüme hormonu genç ve çocuklarda büyümeyi sağlarken erişkinlerde doku ve hücrelerin yenilenmesi, tamiratı ve gençleşmeden sorumludur. Günlük yaşam sırasında gerçekleşen fiziksel aktiviteler ve metabolik olaylar sonucunda biz fark etmeden kaslarda ve diğer dokularda mikro hasarlar oluşur. Büyüme hormonu hasarlanan kas ve dokuların tamiratını gerçekleştirir. Fibromiyalji hastalarında sağlıklı insanlara göre büyüme hormonu sevileri düşük bulunmuştur (6). Yeteri kadar büyüme hormonu salgılanamıyorsa yıpranmış doku ve kasların tamiri ve yenilenmesi aksar, bu da ağrı ve halsizlik yaşanmasına neden olur. 

Konsantrasyon (odaklanma ve dikkat) bozukluğu: Bu belirtiler yabancı kaynaklarda “brain fog” (beyin sisi) olarak tanımlanmaktadır. Beynin odaklanma, dikkat ve zihinsel aktivitesinde bozukluklar olarak ortaya çıkmaktadır. Hastalar dikkatlerini toparlayamadıklarını, yeni şeyler öğrenmekte zorlandıklarını ve çok çabuk unuttuklarını ifade ederler. Unutkanlık yaygın bir şikayettir. 

Bu bulgular dışında görülen şikayetler şunlardır, 

         - Depresif bulgular, üzüntü, gerginlik, sinirlilik akupunktur#ankara#gökşin#balım

         - İrritable bağırsak sendromu (7) akupunktur#ankara3gökşin#balım#zayıflama

         - Bağırsak şikayetleri (gaz, kabızlık, ishal) akupunktur#ankara#zayıflama#gökşin#balım

         - Mide ağrısı, yanma akupunktur#ankara#gökşin#balım#zayıflama#obezite#akapunktur

         - Baş ağrısı akupunktur#ankara#gökşin#balım#akapunktur#akapuntur#zayıflama

         - Çarpıntı akupunktur#ankara#gökşin#balım#obezite#zayıflama#akapunktur

         - Sabah ortaya çıkan tutukluk akupunktur#ankara#gökşin#balım#zayıflama

         - Adet düzensizliği ve ağrılı adet görme akupunktur#ankara#gökşin#balım

         - Huzursuz bacak sendromu akupunktur#ankara#gökşin#balım#obezite#kilo

         - Cilt döküntüleri ve hassasiyeti akupunktur#ankara3gökşin#balım#zayıflama   

         - Ağız ve göz kuruluğu akupunktur#ankara#gökşin#balım#zayıflama#obezite

         - Kulak çınlaması, baş dönmesi, denge bozukluğu  akupunktur#ankara#zayıflama

         - Reynaud sendromu 

Bu bulgular dışında fibromiyalji tanısı için spesifik bir laboratuvar testi yoktur. Kan tetkikleri genelde normal bulunmasına rağmen, fibromiyalji ile birlikte seyreden hastalıkları ve metabolik tabloyu tespit etmek için tiroid fonksiyon testleri başta olmak üzere gerek görülen diğer laboratuvar testleri mutlaka yapılmalıdır. 

Yoğun şikayetler olmasına rağmen, tetkiklerin normal olması bazı hastalar açısından hayal kırıklığı yaratabilmektedir. “Ama benim çok fazla şikayetim var, tetkikler nasıl normal olabiliyor? Hastalığım teşhis edilemiyor mu? Teşhis edilemeyen daha ciddi bir hastalık olabilir mi?” sorularını bu hastalar çok sık olarak sorarlar. Hasta yakınları da bir süre sonra “Ciddi bir şeyi yok, abartıyor” diye düşünerek hastalara olan ilgilerini kaybederler.

Fibromiyalji nedenleri nelerdir? 

Bu bilim adamlarının yıllardır cevap aradıkları bir sorudur. Son 20 yılda fibromiyalji nedenleri hakkında birçok teori ortaya atılmıştır. Ancak batı tıbbı fibromiyaljiye sebep olan faktörler konusunda fikir birliğine varabilmiş değildir. Bununla birlikte genetik faktörler, bakteri virüs ve mantar enfeksiyonları, ağır metal birikimi, alerjiler (8), beslenme yetersizlikleri, growth hormon (büyüme hormonu) eksikliği, fiziksel ve ruhsal travmalar, kazalar, ameliyatlar, otoimmun hastalıklar (örneğin romatoid artrit, haşimato tiroiditi, lupus), uyku bozuklukları fibromiyalji nedeni olarak kabul edilmekte ve tetikleyici, yani hastalığı ortaya çıkaran neden olarak düşünülmektedir. Holistik bakış açısına göre ise bu tetikleyici olaylar mevcut olan ve altta yatan fizyolojik bozukluğun su yüzüne çıkmasına neden olurlar. Fibromiyaljinin asıl nedeni olarak kabul edilmezler. Üstelik sadece fibromiyaljinin değil birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına da neden olan genel faktörlerdir. Vücutta stres yaratarak hastalığı ortaya çıkaran eşiğin geçilmesine neden olurlar. Bu faktörler dışında ciddi stres yaratan başka faktörler de hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. 

Fibromiyalji nasıl ortaya çıkmaktadır? Hangi fizyolojik değişiklikler meydana gelir?

Vücudun bir bölgesine yapılan basınç normal bir insanda ağrı uyandırmazken, fibromiyaljisi olan bir hastada ağrıya neden olur. Bu duyarlanma sürecini hangi faktörlerin başlattığı hala tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte son yıllarda yapılan çalışmalar fibromiyaljinin mekanizmasının çözümü konusunda umutlarımızı artırmaktadır. Tekrarlayan ağrı uyaranlarının beyinde ağrının algılanmasını sağlayan kimyasal moleküllerin (nörotransmitter) düzeylerini artırdığı tespit edilmiştir (9). Diğer bir deyişle eğer fibromiyaljiniz varsa merkezi sinir sisteminde yani beyinde, ağrının değerlendirilmesi sırasında ortaya çıkan anormal kimyasal değişiklikler sonucu ağrı olduğundan daha şiddetli algılanır. Ağrı sinyallerine duyarlılık arttığı için ağrı eşiği düşer. Ayrıca, beyindeki ağrı merkezinde ağrı hafızası geliştirirler ve ağrıyı unutmazlar. Duyarlılık artar ve ağrılı uyaranlara aşırı tepki verirler. 

Araştırmacılar fibromiyaljisi olan hastalarda santral sinir sisteminde ve çevre dokularda şu anormal fizyolojik değişiklikler ortaya çıktığını bulmuşlardır; akupunktur#ankara#akapunktur

- Beyinde bulunan talamus bölgesine kan akımının yavaşladığı bulunmuştur (10),(11).

- Hipotalamus-hipofiz-adrenal (HHA) ekseninin fonksiyonlarının bozulduğu tespit edilmiştir (HHA vücudun strese verdiği cevabı ve vücudun birçok fonksiyonunu düzenleyen nöroendokrin sistemin en önemli bölümüdür) (12),(13),(14),(15).

- Fibromiyalji ile kronik enflamasyon arasında doğrudan bir ilişki vardır. Oksidatif stres yaratan faktörlerin enflamasyona neden olarak fibromiyalji etyolojisinde rol aldıkları birçok çalışmada kanıtlanmıştır (16). Beyin-omurilik sıvısında enflamasyona neden olan enflamatuar sitokin (IL-6, IL-8) düzeyleri ile substance-P, NGF (nerve growth factor), BNDF (brain-derived neurotrophic factor) gibi ağrı ile ilgili kimyasal molekül düzeylerinin arttığı bulunmuştur (17),(18),(19),(20),(21),(15).

- Son çalışmalarda oksidatif stres, mitokondriyal disfonksiyon ve enflamasyonun fibromiyalji fizyopatolojisinde rolü olabileceğini gösteren kanıtlar elde edilmiştir (12),(16),(22),(23). Dokularda tahribata yol açan oksidatif strese neden olan kimyasalların kas lifleri arasında kalan bağ dokuda yüksek seviyelerde bulunduğu gösterilmiştir (12),(24).

- Birçok çalışmada serotonin metabolizma bozukluğunun fibromiyalji patogenezinde rol oynadığı ve serotonin, melatonin, triptofan düzeylerinde düşüklük olduğu tespit edilmiştir (15),(24),(25),(26),(27). Yine aynı çalışmalarda tedavi amacıyla triptofan ve melatonin kullanımının fibromiyaljide etkili olabileceğini kanıtlayan bulgular elde edilmiştir.  

- Growth hormon (büyüme hormonu) düzeyleri düşüktür (6),(28),(29).

- Otonom sinir sisteminin dengesinin bozulduğu birçok çalışmada gösterilmiştir (12),(30),(31),(32).

-Omurilikte yer alan primer ağrı kontrol merkezinin çevre dokulardan gelen ağrı sinyallerini filtreleyemediği ve hafifletemediği gösterilmiştir.

- Kaslar genellikle gergindir ve ağrılı tetik noktalarda düğümler mevcuttur (12).

- Farklı araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalarda kaslarda mikrosirkülasyonun bozulduğu ve kaslara giden kan akımının azaldığı gösterilmiştir (33),(34). Kas kan akımının azalması egzersiz sırasında belirgin olmakta ve egzersiz toleransını olumsuz etkilemektedir. akupunktur

- Bu bulgular, fibromiyaljinin temelinde kronik enflamasyon, otonom sinir sistemi denge bozukluğu, oksidatif stres, mitokondri fonksiyon bozukluğu ile seyreden dolayısı ile vücudun birçok fonksiyonunu bozan ve multidisipliner yaklaşım gerektiren bir hastalık olduğunu desteklemektedir. 

Konunun devamı ve fibromiyaljide tedavi  2.Bölümde ele alınacaktır. "Fibromiyalji 2. Bölüm" için tıklayınız.

14.Nisan.2016

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir. 

Kaynakça ve Referansları Göster

 

KAYNAKLAR

1. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/acr.20140/full                                

2. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/acr.22301/epdf                        

3. İnanıcı F. [Fibromyalgia syndrome]. Beyazova M, Gökçe Kutsal Y, editörler. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon. 2. Baskı. Ankara: Güneş Kitabevi; 2011. p.2365-78.                                                                                            

4. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/9134461                                           

5. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11281066                                         

6. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12126582                                          

7.http://ard.bmj.com/content/63/4/450.full                                                                                                                                                        

8. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24378456                                        

9. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24378456                                          

10. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/art.1780380708/abstract    

11. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17657679                                    

12. http://link.springer.com/article/10.1007%2Fs00296-005-0078-z          

13. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/7980669                                      

14. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/9676772                                       

15. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC416451/                               

16. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25662535                                    

17. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0165572811002992    

18. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20129677                                    

19. http://www.jpain.org/article/S1526-5900(07)00689-X/abstract              

20. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26711564                                    

21. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22126705                                    

22.http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20109177                                    

23. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20424583                                      

24. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4581180/                      

25. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/9802912                                      

26. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1521674                                      

27. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/8906292                                      

28. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20631018                                    

29. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18053120                                    

30. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23383685                                    

31. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25786044                                    

32. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25622796                                     

33. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23116302                                     

34. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16310717

Diğer Okuyucu Yorumları
Test

Form Gönderimi

Tamam

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.