PAYLAŞ

Magnezyum

Bu makale 76877 kişi tarafından görüntülenmiştir.

Magnezyum vücutta en bol miktarda bulunan 4 mineralden bir tanesidir.  Hücre içindeki potasyumdan sonraki ikinci katyondur.  Amerika’da yapılan çalışmalarda Amerikan toplumunun %80’inde magnezyum eksikliği bulunduğu ortaya çıkmıştır. Eğer vücutta yeterli miktarda magnezyum yoksa metabolizmanın düzgün çalışması mümkün olmaz. Metabolizmanın bozulması da yuvarlanan kartopunun giderek büyümesi misalindeki gibi gittikçe büyüyen başka sağlık problemlerine yol açabilmektedir.  

Magnezyum hücrenin birçok temel fonksiyonunda rol oynar. Enerji transferinde ve depolanmasında, protein, karbonhidrat, yağ metabolizmasında, normal hücre zarı fonksiyonlarının korunmasında, parathormon (PTH) sekresyonunun ayarlanmasında rolü vardır. 

Magnezyum kan basıncını düşürür ve periferik damar direncini düzenler.  Ayrıca migren ağrısının engellenmesinde de önemli rol oynar (magnezyumun serotonin dengesinde de etkisi var). 

Magnezyum değişiklerinden astım hastalığı da etkilenir. Çünkü magnezyum eksikliğiyle düz kas hücrelerinin kasılması arasında ilişki vardır. Magnezyum eksikliğinde hem bronşiyal spazm ortaya çıkar hem de histamin salınımı artar. Bu iki durum astım belirtilerini artırır. 

Kalp ventriküllerinde (karıncık) yüksek oranda magnezyum bulunur. Çünkü magnezyum kalbin pompalama foksiyonu için çok önemlidir. Magnezyum eksikliği ventriküler aritmi, koroner arter spazmı, ani ölüm gibi komplikasyonlarla sonuçlanabilmektedir. 

Magnezyum vücudun detoksifikasyon mekanizması için de çok elzemdir. Vücudun maruz kaldığı toksinler, zirai ilaçlar, kimyasal maddeler ve ağır metallerden temizlenebilmesi için magnezyum gereklidir.  Magnezyum hem karaciğerdeki P450 detoksifikasyon yolunu aktive eder, hem de vücuttaki en güçlü antioksidan maddelerden biri olan “glutatyon”un sentezlenmesinde rol oynar. 

Magnezyum insülin sekresyonunu destekler. Magnezyumu düşük olan bireylerin insülin seviyelerinde yükselme olduğu saptanmıştır. Diyabet riski yüksek olanlara magnezyum desteği yapıldığında diyabet hastalığının ortaya çıkma insidansının belirgin olarak azaldığı gösterilmiştir. Magnezyum bu etkiyi “tirozin kinaz” isimli bir enzimi aktive ederek gerçekleştirmektedir. Tirozin kinaz enzimi insülinin hücreye girmesini sağlayan enzimdir ve magnezyuma bağlı çalışır. 

Günümüzde hemen herkesin az ya da çok oranda yaşadığı stres, kronik bir duruma gelirse salgılanan adrenal hormonlar (kortizol, adrenalin ve noradrenalin) sinsi bir şekilde vücuttaki magnezyumu tüketmektedir. Stres yüzünden bir yandan idrardan magnezyum atımı da artınca eksiklik daha da vahim hale gelir. Magnezyum adrenal hormonların salınımını dengeler. Ansiyete ve panik atak şikayetlerinin altında yatan asıl sebebin dengesiz adrenal deşajlar olduğunu düşündüğümüzde, panik atak şikayeti olanlarda magnezyum eksikliğini de akılda bulundurmak gerekmektedir. 

Kronik kas-iskelet sistemi sorunlarının bir kısmının altında da magnezyum-kalsiyum dengesizliği bulunmaktadır. Magnezyum yetersizliği rölatif  kalsiyum fazlalığıyla bir araya geldiğinde vücudun herhangi bir kasında uzun süreli kasılmaya yol açabilmektedir. Nedeni belli olmayan kas krampları, fibrozit (bağ dokusunun iltihabı), fibromiyalji, gastrointestinal spazmlar, kabızlık, safrakesesi spazmları, boyun ve yüz kaslarındaki kasılma veya gerilme sonucu gelişen baş ağrıları, kronik boyun ve sırt/bel ağrıları gibi birçok şikayet magnezyum tedavisine yanıt verebilmektedir. 

Magnezyumla melatonin hormonunun sentezi arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Uykusuzluk problemi yaşayan hastaların bir kısmında magnezyum takviyesinden sonra sorun ortadan kalkmaktadır. 

Toplam vücut magnezyumunun % 99’u hücre içinde, sadece % 1’i hücre dışındadır. Serum magnezyumu total vücut magnezyumunun binde üçünü gösterir ve hücre içi magnezyum değerlerini tam olarak yansıtmaz.  Bu yüzden kanda magnezyum seviyesinin tayini vücuttaki eksiklik hakkında sağlıklı bir bilgi vermez. Çünkü kandan yapılan ölçüm hücre dışındaki magnezyumu gösterir, hücre içi magnezyum miktarı hakkında bilgi vermez. Bu yüzden %99’u hücre içinde bulunan bir mineralin eksikliğinin kan testi ile değerlendirilmesi çok anlamlı değildir. Kan tetkikinde magnezyumun normal sınırlar içinde olması da magnezyum eksikliği olmadığı anlamına gelmez. Hücre içi magnezyumun ölçülmesi için kullanılan metodların çoğu klinik için kullanışlı ve pratik değildir. Kandaki magnezyumun %33’ü  albumin adı verilen proteine bağlıdır. Dolayısıyla albumin düşüklüğü olanlarda magnezyum düşüklüğü de saptanabilir. İdrarda magnezyum ölçümü böbrekten olan  kayıpları saptamak için önemlidir. İdrardaki magnezyum miktarının idrar kreatinine oranlanması ile bir sonuca ulaşılabilir.

Magnezyum eksikliğinin sebepleri nelerdir?

1. Düşük magnezyum alımı (açlık, alkol bağımlılığı v.s)

2. Sindirim sisteminden  olan magnezyum kayıpları  (ishal, kusma, obezite cerrahisi için yapılan ameliyatlar, nazogastrik sonda takılması, gastrointestinal  sistemde varolan fistüller )

3- Böbrekten olan magnezyum kayıpları

4. Magnezyumun hücre dışından hücre içine dağılımındaki bozukluk (diyabetik ketoasidoz tedavisi,  alkol yoksunluk durumu , akut pankreatit v.s)

Magnezyum doğada ve özellikle yeşil sebzelerde bol miktarda vardır. Ispanak, pazı, kabak gibi sebzelerin yanı sıra tahıllarda, kuruyemişte, hububatta, baklagillerde ve çikolatada da bulunur. Et ve balıktaki magnezyum miktarı orta derecededir.  Besinlerin işlenmesi ve pişirilmesi magnezyum içeriğini ciddi olarak azaltır. Toplumun azımsanmayacak bir bölümünde magnezyum eksikliği bulunmasının altında yatan sebepler işlenmiş gıdalar, gıda katkıları ve uygulanan ısıl işlemdir. 

22.Ekim.2015  

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.

Kaynakça ve Referansları Göster
Diğer Okuyucu Yorumları
Test

Form Gönderimi

Tamam

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.