PAYLAŞ

Enflamasyon Nedir?

Bu makale 106522 kişi tarafından görüntülenmiştir.

ENFLAMASYON NEDİR?

Bütün kronik hastalıkların temelinde çeşitli derecelerde kronik enflamasyonun bulunduğunu her vesile ile vurgulamaktayız.  Peki, nedir bu enflamasyon?

Enflamasyon, vücudu hücre hasarına neden olan etkenlerden ve bunlara bağlı olarak oluşan hasarlanmış (nekrotik) hücre ve dokulardan temizleyerek tamir eden ve olayı sınırlayan duruma verilen addır. Yangı olarak da adlandırılan enflamasyon bir çeşit cerahatsiz iltihaptır. Enflamasyon sırasında birçok vücut kimyasalı açığa çıkmaktadır. Örneğin vazoaktif aminler, plazma proteazları, araşidonik asid metabolitleri, lökosit ürünleri, trombosit aktive edici faktör, sitokinler, büyüme faktörleri, nitrik oksid,  P maddesi, kalpainler, hem oksigenaz-1 bunlardandır. Bağ dokusu hücreleri ve bu kimyasal moleküller hasar oluşturan etkeni yok etmeye, ortamdan uzaklaştırmaya, enflamasyonu sınırlandırarak hasar gören dokuyu tamir etmeye çalışırlar. Bir başka deyişle enflamasyon, mediyatörlerin meydana getirdiği, vücudun kendini koruma ve tamir durumudur.

Yukarıdaki tıbbı paragrafı biraz daha basitleştirerek açıklamaya çalışalım.

Gün içinde yediğimiz gıdalarla, soluduğumuz hava ile veya cildimize temas eden maddeler yoluyla birçok unsur vücudumuza girer. Bunlar gıdaların içindeki ana besin unsurları olabileceği gibi, bunlara bulaşmış olan zirai ilaçlar, toksinler ve kimyasal katkı maddeleri de olabilir. Yine bakteriler, virusler, mantarlar da gerek ağız yoluyla gerekse solunum yoluyla vücuda girebilir. Yine vücudumuzun en önemli giriş kapılarından olan cilt ve mukozadan da birçok madde vücuda girer. Havadaki partiküller veya kozmetik ürünlerin içindeki kimyasallar buna örnek olarak verilebilir. Vücuda giren bütün bu maddeler bağışıklık sistemi tarafından algılanıp, değerlendirilir. Vücudun ihtiyacı olanlar ve vücuda yabancı olanlar ayrılıp ayıklanır, zararlı olanlar yok edilmeye çalışılır. Vücudumuzun yapısına uymayan, yabancı bir madde kana geçerse, bağışıklık sistemi daha önce tanımadığı bu maddeyi düşman olarak algılar ve yok etmeye çalışır. Zarar verenler ya anında vücudun fagosit denen bağışıklık hücreleri tarafından yutulup yok edilir, ya da yine bağışıklık hücreleri tarafından oluşturulan antikorlar bu yabancı maddelerle birleşerek işaretler ve yine yok edilmek üzere bağışıklık sistemi hücrelerine teslim eder. Hastalık yapma ihtimali olan maddeler bu şekilde ortadan kaldırılır. Bağışıklık sistemi güçlüyse çoğu zaman yaşanan bu savaştan haberimiz bile olmaz. Her gün süregelen bu olağan işleyiş dışında eğer yabancı madde dokuda hasar meydana getirirse vücudun cevabı daha yoğun olur. Salgılanan histamin damarları genişletir. Genişleyen damarlar ile o bölgeye daha çok kan akışı olur, bölge ısınır ve kızarır. Bağışıklık hücreleri bölgeye hücum eder, daha çok protein birikir. Genişleyen damarlardan dışarı çıkan sıvı bölgede birikerek ödem (şişme) meydana getirir. Yükselen ısı bağışıklık sistemi hücrelerini aktive eder. Hasarlanan dokudan mediyatörler açığa çıkar. Ağrı ve kızarıklık oluşur. Sebep olan etken ortadan kaldırılıp hasarlanan doku onarılırsa “yangı” bir süre sonra düzelir. Vücudun dışarıdan gelen yabancı ve zararlı, hasar yapan etkenlere karşı kendini koruma ve hasarı onarma mekanizması başarılı bir şekilde görevini yapmış olur. Eğer vücudun enflamasyon yanıtı olmasaydı enfeksiyonlar yayılacak, yanıklar, yaralar açık kalacak ve iyileşmeyecekti.  Ancak vücudun başa çıkma kapasitesinde aksamalar olursa, hasar oluşturan yabancı maddelerin saldırısı azar azar bile olsa sürekli bir hale gelirse, bağışıklık sistemi aşırı bir şekilde yüklenir ve duyarlanır,  onarım aksar ve enflamasyon kronikleşir. Çoğu zaman yararlı olan ve bizi koruyan bu mekanizma kronikleşince vücuda zarar vermeye başlar. Kronik enflamasyonda bulgular çoğu zaman alevli değildir. Herhangi bir rahatsızlık vermeden sinsi bir şekilde, hastalık belirti ve bulguları ortaya çıkıncaya kadar aylarca hatta yıllarca devam edebilir. 

Enflamasyonun kronikleşmesi ise doku ve organ fonksiyonlarında bozulmalar meydana getirerek kronik hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır.

Ağrı, fibromyaljiobezite, periferik nöropati, diyabet, metabolik sendromgut hastalığı, artritler, depresyonkoroner kalp hastalıklarıhipertansiyon, kalp yetmezliği, felçler, migrentiroid hastalıklarıotoimmun hastalıklar (çölyak, ülseratif kolit, chron hastalığı, otoimmun gastrit, haşimato tiroiditi, romatoid artrit, psöriazis, skleroderma, lupus, vaskülitler vs), pankreatitler, diş hastalıkları, kanser, dikkat bozukluğu, hiperaktivite, otizm, osteoporozalerjik hastalıklar, egzemauyku bozukluklarımide bağırsak hastalıkları, ülser, reflü, kabızlık, Alzheimer, astım, anemi (kansızlık), karpal tünel sendromu bu hastalıkların bazılarıdır.

Enflamasyona neden olan faktörler nelerdir?

- Basit şeker ve rafine karbonhidrat tüketiminin artması  

- Sanayi tipi mısır şurubu (früktoz şurubu)

- Kortizol yüksekliğine neden olan kronik stres (adrenal stres)

D vitamin eksikliği

Bağırsak flora bozuklukları

Katkı maddeli ve aroma ile tatlandırılan suni gıdalar

- Yağsız beslenme

Yetersiz Omega-3 alımı

Gluten, soya ve lektin içeren gıdalar

- Yeterli egzersiz yapılmaması, hareketsiz yaşam

- Vitamin ve mineral eksiklikleri B12 vitamini, C vitaminiK2 vitaminiiyot, magnezyumkalsiyum vb

Demir eksikliği veya fazlalığı  

- Yetersiz sindirim

- Yetersiz protein alınması

Genetiği değiştirilmiş olan tarım ürünleri

Ağır metaller

Hormon kullanılan ve suni yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünler

Gereksiz yere yapılan aşılar

Kimyasal gübreler

Zirai ilaçlar ve pestisitler                                                                                    

Günümüzde temelinde enflamasyon olan hastalıkların tedavisi ya hastalık belirtilerinin veya aşırı duyarlanmış bağışıklık sisteminin baskılanmasına yönelik ilaçlar kullanılarak yapılmaya çalışılmaktadır. Oysa enflamasyon hücre hasarı sonucu ortaya çıkmaktadır. Hücre hasarına neden olan faktörler ortadan kaldırılmadıkça yapılan tedavi başarılı olamayacak ve sonuç alınamayacaktır.

04.Mart.2016 

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazarlara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.

Kaynakça ve Referansları Göster
Diğer Okuyucu Yorumları
Test

Form Gönderimi

Tamam

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.