PAYLAŞ

Tiroid Hormonlarınız Normal Olsa Bile Hipotiroidi Olabilirsiniz - 2.BÖLÜM

Bu makale 334981 kişi tarafından görüntülenmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM

Bu yazıyı okumadan önce  "BİRİNCİ BÖLÜM"ü okumanızı öneririm

Birinci sayfanın son bölümünde maddeler halinde sıraladığımız bu durumlarda neden reverse-T3 artıyor diye bir soru aklınıza gelebilir?

Birinci bölümde sıraladığımız  kronik fiziksel ve emosyonel stres yaratan durumlarda, vücutta kronik enflamasyon varlığında,  insülin direnci ve diyabette, obezlerde, zayıflamak için uzun süre aç kalarak bilinçsizce yapılan diyetlerin sonucunda, bazı akut hastalıklarda, büyük cerrahi girişimlerden sonra; yani kortizol yüksekliği yaratan birçok durumda ve demir eksikliğinde reverse-T3 seviyesinin arttığı görülmektedir (28),(39). Hücre içine giremeyen T4 hormonunun T3 hormonuna çevrilmesi sırasında bir değişikliğe uğradığını ve ortaya çıkan bu hormonun da T3 hormonu olmasına rağmen metabolizmada yapması gereken işlevleri yerine getiremediği birçok kaynakta ifade edilmektedir. Fonksiyon görmeyen bu T3 hormonu yazının önceki bölümlerinde ifade ettiğim gibi “reverse-T3 (RT3)” olarak adlandırılmaktadır. 

Reverse-T3 artışı vücudun strese karşı bir çeşit adaptasyonu olarak da kabul edilebilir. Vücut tiroid hormonunun etkisiz olan formunu artırarak bir anlamda metabolizmayı yavaşlatmaya, yani vücudun strese bağlı olarak hızlanan aktivitesini soğutmaya çalışmaktadır. Bu durum kısa süreli olduğu zaman vücudun dengelenmesi açısından bir çözüm olmakla birlikte özellikle kronik stres ve enflamasyonun süreklilik kazandığı durumlarda olay “hücresel hipotiroidi”ye doğru gelişim gösterebilmektedir. Yapılan araştırmalarda enflamasyon yaratan sitokinlerin (IL-1, IL-6, TNF-alpha, IL-18, IFN-gamma ) seviyeleri yükseldiğinde TSH,T3,T4 düzeylerinin düştüğü ve reverse-T3 düzeylerinin arttığı gösterilmiştir(29),(30),(31),(32),(33).

Vücuttaki bütün hormonlar hücrelere etki edebilmek için hücrelerde bulunan ve “reseptör” adı verilen, kendilerine ait bağlantı noktalarına bağlanmak zorundadır. Serbest-T3’ün de etkisini gösterebilmesi için hücrenin nükleusunda bulunan kendisine ait reseptöre bağlanması gerekir. Bunu şöyle bir benzetme ile daha rahat anlaşılır bir hale getirebiliriz. Reseptörleri bir kapının kilidi gibi düşündüğümüzde, hormonları da bu kapıyı açan anahtar gibi kabul edebiliriz.  Anahtarın kapıyı açabilmesi için kilide sokulması gerekir. Eğer kilit bozuksa veya kilidin içinde o kapıya ait olmayan başka bir anahtar varsa, elimizdeki anahtar kapıyı açamaz. Reverse-T3 hormonunun aktif olmayan bir T3 hormonu olduğunu yukarıda söylemiştim. Kanda reverse-T3 oranı yükseldiğinde reseptöre bağlanan reverse-T3, hücre reseptörünü bloke eder. Kendisi aktif olmadığı için bağlandığı hücrede etki oluşturmaz, ayrıca reseptörü işgal ederek aktif olan serbest-T3’ün de reseptöre bağlanmasını ve hücrede etki oluşturmasını engeller. Yani kilidin içinde bir anahtar var, ama bu anahtar kapıyı açamıyor. Kilidi açacak asıl anahtar da kilit dolu olduğu için kilide bağlanamıyor. Başka bir deyişle elimizde kapıyı açacak anahtar olmasına rağmen kapıyı açmak mümkün olmuyor. Bu hastalarda yeterli T3 olmasına rağmen hücrenin reseptörü reverse-T3 tarafından kapatılmış olduğu için hücresel seviyede T3 eksikliği ortaya çıkmaktadır.  Bu duruma “hücresel hipotiroidi” adı da verilmektedir. 

Neden tiroid hormonlarının vücut hücrelerine girişi olumsuz etkilenirken hipofiz hücreleri bundan etkilenmez?

Bunun birden çok sebebi var. Öncelikle mitokondri fonksiyonunun bozulmasına yol açan vücuttaki birçok kimyasal etken hipofiz hücrelerini etkileyemez. Çünkü “Kan Beyin Bariyeri” denen koruyucu bir mekanizma, hipofiz hücrelerini belli oranlarda korumaktadır. Kronik hastalıklar ve/veya enflamasyona bağlı olarak vücutta ortaya çıkan zararlı vücut kimyasalları veya dışarıdan aldığımız birçok kimyasal ve toksik madde normal vücut hücrelerindeki mitokondrilerin fonksiyonunu olumsuz etkilerken, bu kimyasallar kan beyin bariyerini geçemediğinden hipofiz hücrelerini bozamaz.

Bir diğer sebep de tiroid hormonlarının vücut hücrelerine giriş mekanizması ile hipofiz hücrelerine giriş mekanizması farklıdır. Hipofiz hücrelerine tiroid hormonlarının girişi enerji bağımlı değildir. Bu yüzden tiroid hormonları vücut hücrelerine giremese bile hipofiz hücrelerine kolaylıkla girebilirler. Ayrıca hipofiz hücrelerindeki tiroid reseptörleri de normal hücrelerinkinden daha hassastır (2),(34),(35),(39). 

Tiroid bezinin çalışmasının hipofiz tarafından regüle edildiğini, kandaki tiroid hormon seviyesine göre de hipofize geri bildirim olduğunu ve bu şekilde hipofiz tarafından TSH hormonu salgısının artırıldığını veya azaltıldığını yukarıda izah etmiştim.  Tiroid hormonunun vücut hücrelerine girişi bozulmasına ve hücresel seviyede tiroid eksikliği yaşanmasına rağmen, hipofiz hücrelerine hormon girişi normal olduğu için hipofizin hücresel seviyedeki bu bozukluktan haberi olmamakta ve TSH seviyesi de bu yüzden yükselmemektedir.  İşte bu nedenden dolayı TSH, T3, T4 testleri hücresel hipotiroidinin saptanmasında bazen yetersiz kalmaktadır (36),(37). 

Reverse-T3 hormonuna dair bilgilerimizin artmasından sonra tiroid hastalıklarına olan bakışımızda bazı farklılıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Yapılan tetkiklerde tiroid hormonları normal bulunmasına rağmen, hipotiroidiyi düşündürecek şikayetleri ve bulguları olan hastalarda “Acaba hücresel hipotiroidi olmasın?” sorusu akla gelmelidir. 

Standart tiroid testlerinde reverse-T3 ölçümü yapılmaz. Eğer doktorunuz özellikle reverse-T3 testi yaptırmaz ise bu durumun saptanması mümkün olmamaktadır.  Ülkemizde reverse-T3 testi henüz birkaç laboratuvar dışında yapılmamaktadır. Bu yüzden de diğer tetkiklere göre fiyatı yüksektir.

Özet olarak söylemek gerekirse, standart laboratuvar testlerinde T3 hormonu normal sınırlarda bulunsa bile reverse-T3’ü yüksek olan kişilerde gizli bir T3 eksikliği yaşanmakta ve maalesef bu kişilerin hipotiroidi hastası oldukları gözden kaçmaktadır.

Hipotiroidi tanısının gözden kaçmasına neden olan başka sebepler var mıdır?

Tiroid yetersizliğinde ortaya çıkan birçok şikayet, genel şikayetlerdendir ve hastaya yeterli zaman ayrılıp, bu şikayetler ayrıntılı bir şekilde sorgulanmadığı takdirde tanı konulamamaktadır. Bunun yanı sıra, birçok hastanede rutin laboratuvar tetkikleri içinde tiroide ait yalnızca TSH testi istenmekte, serbest T4, serbest T3 ve tiroid antikorları ilk etapta gerekli görülmeyebilmektedir. Revers-T3 testi ise yaygınlaşmamıştır. 

Hipotiroidizmin en sık rastlanan sebebi Hashimoto tiroiditi olarak bilinen otoimmün enflamatuar bir hastalıktır. Son yıllarda bu hastalığın sayısı çok hızlı bir seyirle artmaktadır. Otoimmün hastalıklar dediğimiz hastalık grubu, aşırı duyarlanmış olan bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularını düşman olarak algılaması ve onlara saldırarak zarar vermesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Eğer aşırı duyarlanmış bağışıklık sistemi tiroid dokusuna saldırıp zarar verirse ortaya çıkan bu hastalığa Hashimoto Tiroiditi adını veriyoruz. Yapılan çalışmalarda enflamasyon yaratan sitokinlerle (TNF alpha, IL-18, IFN-gamma) Haşimato tiroiditi arasında bir ilişki olduğu gösterilmiştir (31), (32),(33). Bu hastalıkta tiroid peroksidaz (Anti-TPO) ve tiroglobulin antikorları (Anti-TG) yükselir. Yapılan laboratuvar testlerinde bu iki antikorun yüksekliği tipiktir. İlk etapta tiroid antikorlarına bakılmazsa Hashimoto tiroiditi tanısı da atlanabilmektedir.

Tiroid tetkikleri normal olmasına rağmen belirgin hipotiroidi şikayetleri olan hastalarda ne yapılmalıdır?

Bu hastalarda şu 3 soruya cevap aranmalıdır: 

1-Tiroid hücreleri yeterli T4 salgılıyor mu? 

2-T4’den T3’e dönüşüm yeterli ve sağlıklı mı? T3/reverse T3 oranı nasıl?  T4’den T3’e dönüşüm karaciğer, böbrek ve hücrelerin içinde olduğuna göre bu dönüşümü sağlayan organların fonksiyonunda bir bozukluk var mı? 

3-Oluşan T3 hücreye girip reseptöre bağlanabiliyor mu? 

Standart tiroid tetkikleri yalnızca birinci sorunun cevabını verir, maalesef diğer 2 soruya cevap veremez. Bu yüzden belirgin hipotiroidi şikayetleri olmasına rağmen birçok hastada doğru tanı konamamaktadır. Yazının daha önceki bölümlerinde de vurguladığım gibi hipotiroidi tablosu yalnızca tiroid bezinin yetersiz çalışmasından dolayı ortaya çıkmaz! Tiroid hormonunun vücuttaki etkisi karaciğer ve böbrek üstü bezleriyle de yakından alakalıdır.  T4 hormonunun aktif olan T3 formuna dönüşümü karaciğerde olur. Eğer bu dönüşüm T3 yerine ağırlıklı olarak reverse-T3 şeklinde olursa, kandaki T3 ölçümü normal bulunur. Ancak reverse-T3 inaktif bir hormon olduğu için hücresel seviyede hipotiroidi yaşanır. Yine böbrek üstü bezi hormonları olan kortizol ve adrenalin de karaciğerde reverse-T3 oluşumunu artırır. Kronik stres yaratan her durum kortizolü artırır. Bu da reverse-T3 artışına yol açar. O halde hipotiroidi bulguları olmasına rağmen teşhis konamayan bu hastalarda mutlaka karaciğer fonksiyonları ve kronik stres yaratan faktörler de araştırılmalıdır. Reverse-T3’ün yükselmesine sebep olan kronik stres ve kortizol yüksekliği ve ayrıca karaciğerle ilgili sebepler düzeltilmeden, doğrudan tiroid hormon ilaçları vermek bu hastaların tablosunu bazen daha da ağırlaştırabilmektedir.

Tiroid problemi olan hastalarda hangi kan testleri yapılmalıdır?

Kliniğimize başvuran tüm hastalarımıza geniş kapsamlı bir check-up uygulanmaktadır. Bu check-up içinde tiroid fonksiyonlarını belirlemeye yönelik olarak istenen kan tetkiklerinden bazıları şunlardır: 

TSH (Tiroid Stimüle edici Hormon)

Serbest T4 

Serbest T3 

Tiroid peroksidaz antikoru 

Tiroglobulin antikoru 

İhtiyaç gösteren hastalarda kortizol, DHEA, 17-HP, SHBG

Ayrıca tiroid fonksiyonlarına etkisi olan iyot, çinko, selenyum, magnezyum, D vitamini ve B-12 vitamini gibi elzem unsurları da tetkik ediyoruz. Eğer bunlara ait eksiklikler varsa tamamlanmasının yanı sıra gereken vakalarda C vitamini ve riboflavin desteğinin yapılmasının da tiroid sağlığı açısından çok önemli olduğunu kabul ediyoruz. Ayrıca rutin check-up içinde yaptırdığımız karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerini değerlendirirken sonuçları bu doğrultuda da dikkate alıyoruz.

Yukarıda sıraladığımız tiroid tetkikleri normal olmasına rağmen yine de hipotiroidi şikayetleri ve bulguları olan hastalarda mümkün olduğunca revers-T3 tetkiki de yaptırmak gerekmektedir. Ancak revers-T3 tetkiki henüz ülkemizde yaygınlaşmamıştır. Serbest T3 tetkiki yapıldığında elde edilen sonuç T3 ve reverse-T3’ün toplamıdır. Yani hastanın T3 sonucu içinde ne kadarının reverse-T3 olduğunu kolayca anlamak mümkün değildir. Sonuç normal gibi görünse bile eğer büyük kısmı reverse-T3 ise bu hastaların hücresel seviyede hipotiroidi yaşamaları kaçınılmazdır. Bu hastalarda serbest T3/reverse T3 oranına bakıldığında bu oran % 20’nin üzerinde olmalıdır. Eğer bu değerin altında ise hücresel hipotiroidiyi düşündürür (37).

Ben kendi uygulamamda reverse-T3 tetkiki yaptıramayan hastalarımda, tedavi planını, holistik bakış açısının ve uzun yıllara dayanan klinik deneyimlerimin bana kazandırdığı tecrübe ile reverse-T3’ün yükselmiş olabileceğini göz önüne alarak yönlendirmekteyim.

Hipotiroidi bulguları olan bu hastalarda T4 içeren tiroid ilaçlarının (Levotiron, Euthyrox, Tefor) hücre içine yeterince girememesi sebebiyle sınırlı bir etkisinin olduğunu ve bu hastaların şikayetlerinin de düzelmeyebileceğini altını çizerek vurgulamak isterim (4),(38).

Kliniğimizde takip ve tedavisini yaptığımız hipotiroidi hastalarımızda uygun seçilmiş ilaç tedavisinin yanı sıra, reverse-T3 miktarının artmasına yol açan faktörleri tespit ederek bunların yok edilmesine yönelik önlemleri de alıyoruz. Reverse T3’ü artıran kronik enflamasyonun giderilmesine yönelik beslenme programı, stres kontrol yöntemleri ve bağırsak florasının düzenlenmesi de tedavi yaklaşımımızın öncelikleri arasında yer almaktadır. 

Tedavi süresince stres düzeyini azaltıcı, uyku düzenleyici, anti-enflamatuvar ve otonom sinir sistemini dengeleyici etkisinden dolayı Akupunktur tedavisinden de yararlanıyoruz. Hipotiroidi hastalarımızda kullanılabilecek destekleyici tedavi seçeneklerinden bir tanesi de Ozon tedavisidir. Ozonun anti-enflamatuvar ve bağışıklık sistemini düzenleyici (immün modülasyon) etkisinden yararlanarak seçilmiş uygun vakalarda bu tedaviyi de hastalarımızda başarıyla kullanmaktayız. Kliniğimizde antioksidan dozlarda, intravenöz (damar içi) C vitamini tedavisini de Hipotiroidi tedavisinde destek unsuru olarak, başarı ile uygulamaktayız.

 

BİLGİ GÜÇTÜR! Hastalığınızla ilgili doğru bilgilere ulaşmanız sizi tedavi seçimi konusunda daha güçlü hale getirir.

Yazımızı kliniğimizin sloganı ile bitirelim. Sağlıklı olmak sizin elinizde; Haydi geç olmadan başlayalım…

11.Temmuz.2016 

 

KONU İLE İLGİLİ ÖNERİLEN DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERE TIKLAYINIZ:

1- Tiroid Fonksiyon Bozuklukları (Holistik Bakış Açısı ile)

2- İyodun Ne Kadar Önemli Olduğunu Biliyor Musunuz?

3- Tiroid Yetmezliğinizin Sebebi Yüzme Havuzlarındaki Kimyasallar Olabilir

4- Haşimato (Hashimoto Tiroiditi) Tedavi Edilebilen Bir Hastalıktır

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazarlara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir. 

Diğer Okuyucu Yorumları
Test

Form Gönderimi

Tamam

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.