PAYLAŞ

Kanserde Etkili Bir Tedavi Alternatifi - Damar İçi yüksek Doz C Vitamini Uygulaması - 2.BÖLÜM

Bu makale 158927 kişi tarafından görüntülenmiştir.

Yazarlar: Op.Dr. Tayfun Balım Beyin Cerrahisi Uzmanı İKİNCİ BÖLÜM Dr. Gökşin Balım İç Hastalıkları-Dahiliye Uzmanı

Bu yazıyı okumadan önce “BİRİNCİ BÖLÜM”ü okumanızı öneririm.

Yüksek doz C vitamini kanser hücrelerini nasıl etkiler?

Kanser dokusu normal dokuya göre çok hızlı ve kontrolsüz bir şekilde büyür. Bu nedenle kanser dokusunun damar yapısı yetersizdir ve işlevsel değildir. Bu yüzden kanserli dokular yeterince oksijenlenemez ve enerji elde edebilmek için oksijensiz metabolizma (anaerobik) yolunu kullanır. Bu özellik, kanser hücresini normal hücreden ayıran önemli bir farklılıktır. 1930’lu yıllarda Alman bilim adamı Otto Warburg kanser hücresinin bu özelliğini keşfetmiş ve bu keşfiyle de 1932 yılında Nobel ödülünü kazanmıştır. Otto Warburg’a göre kanser hücrelerinin, normal hücrelerden çok farklı bir metabolizması vardır. Normal hücreler enerji elde etmek için oksijene ihtiyaç duyarken, kanser hücreleri oksijenden kaçınırlar. Vücudun normal hücreleri, enerjileri için hem oksijenli (aerobik), hem de oksijensiz (anaerobik) metabolizma yollarını kullanabilirken kanser hücreleri sadece oksijensiz (anaerobik) metabolizma yolunu kullanabilirler. Örneğin bir mol glikozdan oksijenli ortamda 32-38 ATP (Adenozin Trifosfat-hücrelerin enerji molekülü) elde edilirken oksijensiz ortamda sadece 2 ATP elde edilebilir. Yani anaerobik metabolizma, enerji kazancı açısından verimsiz bir yoldur. Ayrıca anaerobik enerji yolunda son ürün olarak bol miktarda laktik asit açığa çıkmaktadır. Yağlardan enerji elde edilebilmesi için mutlaka oksijenli metabolizma gereklidir. Kanser hücreleri yeterince oksijenlenemediği için yağdan enerji elde edemez ve bu yüzden yalnızca glikozu kullanabilirler. Kanser hücresi devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep eder. Vücut, kanseri beslemeye çalışırken kapasitesinin üzerinde çalışmak zorunda kalır. Kanser hastalarının hızlı bir şekilde kilo kaybetmesinin sebeplerinden birisi de kanser hücresinin yoğun bir şekilde enerji talep etmesi ve bu enerjiyi de verimli olarak kullanamamasıdır. Ayrıca anaerobik metabolizma sonucunda açığa çıkan bol miktardaki laktik asit de vücut asidozunu artırarak tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. “Kanser en çok neyi sever?” sorusunun cevabı çok basittir…Tabii ki şekeri. O halde “Şeker kesilirse kanser açlıktan ölür” dersek pek de yanlış bir şey söylemiş olmayız.   

Konumuz kanserde yüksek doz, damar içi C vitamini uygulaması ile ilgili idi. Peki, neden kanserle şeker arasındaki ilişkiden bahsediyoruz? Yoksa şekerle C vitamini arasında da bir ilişki mi var? Evet aynen öyle. Konunun başında da söylemiştim. C vitamini glikozdan sentezlenir ve her iki molekülün yapısı da birbirine çok benzer. Vücuttaki tüm glikozu adeta bir sünger gibi emen kanser hücreleri yapısı itibarı ile glikoza çok benzeyen C vitaminini de yoğun olarak emer. Eğer kanda çok yüksek miktarda askorbik asit (C vitamini) varsa, kanserli dokuya geçen C vitamini miktarı da artar (31). Aslında kanser dokusunun başı fena halde belaya girecektir ama bunu bilmemektedir. Merak etmeyin, neden başının belaya gireceğini konumuzun ilerleyen bölümlerinde size açıklayacağım.

Kronik hastalığı olan birçok hastada C vitamini düzeylerini ölçtürdüğümüzde genellikle düşük olduğunu görürüz. Kanser hastalarında ise C vitamini düzeyleri diğer kronik hastalıklara göre çok daha düşüktür. Kanser için kullanılan kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri serbest radikalleri artırır ve bu yolla kanser hücrelerini tahrip eder. Bu süreçte vücut antioksidan moleküllerini yoğun olarak kullanır ve C vitamini ile birlikte diğer antioksidanlar da hızlı bir şekilde tüketilirler.Vücudun zaten az olan C vitamini kanser sebebiyle iyice tüketilir (32).  Ayrıca hastanın iştahının kesilmesi nedeni ile alınan C vitamini de azalmıştır.  Bu durum birçok vitamin ve mineral eksikliğine yol açar. Vücut direnci düşer, hastalar çabuk yorulur ve sık sık ağır enfeksiyonlar geçirmeye başlar. Birçok kanser doktoruna göre bu kaçınılmaz bir durumdur ve kabullenilmelidir. Ama sineye çekilen bu komplikasyonlar hastanın hayatını tehdit eder ya da en azından yaşam kalitesini bozar. 

C vitamini normal dokularda ve oksijenli ortamda antioksidan etki gösterir. Yani serbest oksijen radikallerini temizleyerek doku tahribatını engeller. Peki, antioksidan bir molekül nasıl oluyor da tümör hücrelerini okside ederek yok olmalarına sebep olabiliyor? Yukarıda size anlattığım mekanizmayı bir kere daha maddeler halinde özetlediğimde ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızı tahmin ediyorum.

1- Kanserli hücrelerin metabolizması normal hücrelerden farklıdır ve enerjilerini anaerobik yolla (oksijensiz metabolizma) elde ederler.

2- Anaerobik metabolizma için yalnızca glikoz kullanılabilir. Bu yüzden kanser hücreleri vücuttaki tüm glikozu sünger gibi emerler.

3- C vitamininin yapısı glikoz molekülünün yapısına çok benzediği için tümör hücreleri C vitaminini de glikoz zannederek yoğun bir şekilde hücre içine emer.

4- Tümör hücresinin içine yoğun olarak giren yüksek dozdaki C vitamini bir daha hücre dışına çıkamaz. Hücre içindeki bakır ve demir ile reaksiyona girer ve “hidrojen peroksit” adını verdiğimiz serbest radikalleri oluşturur. Normal hücreler hidrojen peroksiti “katalaz” enzimi sayesinde parçalayarak tahrip edici etkiden korunurlar. Ancak kanser hücrelerinde katalaz miktarı çok düşüktür. Bu yüzden kanserli hücreler oluşan hidrojen peroksiti nötralize edemezler. Anlattığım bu mekanizma sayesinde kanserli hücreler tahrip olurlar (33),(34). 

Özetleyecek olursak kanser hücrelerinin farklı bir metabolizması olması sebebiyle C vitamini nitelik değiştirir ve oksidan bir hale dönüşür. Yani serbest radikal oluşturur ve bu yolla kanser hücrelerini tahrip eder. C vitamininin sağlam dokulardaki etkisi ise farklıdır. Normal hücrelerin metabolizması için C vitamininin etkisi oksidan değil, tam tersine antioksidandır ve onları tahribattan korur. Bu sayede bir taşla iki kuş vurulmuş olur. 

C vitamininin kanser üzerine olan diğer etkileri nelerdir?

1- Kanser hücreleri kollajeni parçalayan “kollajenaz” isimli bir enzim salgılarlar. Kollajen bağ dokusunun temel maddesidir. Hücreleri saran bazal zar da kollajenden yapılmıştır. Eğer bazal zar parçalanırsa kanser hücreleri sağlam dokuları istila eder. C vitamini kollajen sentezini artırarak bazal zarı sağlamlaştırır ve mekanik olarak bütünlüğünü korur. Böylece kanser hücrelerinin istilası önlenmiş olur.

2- C vitamini enfeksiyonlara karşı savaşan hücrelerin sayısını ve alfa-interferon düzeyini de artırır. Böylece kanser hücrelerinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur (35).

3- C vitamini antienflamatuvar etki yaratarak (36) ve kemikte kalsiyum birikimini (37) sağlayarak ağrıyı azaltır.

4- C vitamini enerjiyi artırarak kişinin kendini iyi hissetmesine sağlar (38).

Yüksek dozda C vitamini Porto Riko Üniversitesinde yaklaşık 30 yıldan beri kanserli hastalarda kullanılmış olmasına rağmen ciddi bir komplikasyonla karşılaşılmamıştır (39). 

Damar içi yüksek doz C vitamini tedavisini nasıl yapıyoruz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Bu tedavi eczaneden ilacı alarak serumla uygulama yapılacak kadar basit bir yöntem değildir. Tedavi protokolünde birçok püf noktası vardır. Hangi tür ilacın, ne dozda, hangi serumla ve ne kadar sürede verileceğinin çok büyük bir önemi vardır. Uygulama sırasında ortaya çıkabilecek istenmeyen durumlarda alınması gereken tedbirler ve uygulamalar için de bu tedavinin konu hakkında bilgisi olan bir hekim tarafından yapılması büyük bir önem arz etmektedir.

Tedavi için 50 cc’lik flakon içinde 7.5 gram askorbik asit içeren ve bu iş için üretilmiş olan C vitamini flakonlarını kullanıyoruz. Bu formun ülkemizde ilaç olarak ruhsatlandırılmış seri üretimi yoktur. Bu yüzden yurt dışından getirilen ilaçları kullanmayı tercih ediyoruz. 

Bu tedavide püf noktası damardan verilen C vitamininin tümörü oksitleyecek bir seviyeye kadar kanda yükseltilmesini sağlamak ve bunu devam ettirmektir. Uygulamayı haftada iki seans halinde yapıyoruz. C vitamini uygulamasına önce düşük dozla başlayıp, sonraki seanslarda kademeli olarak yükselterek etkili doza ulaşıldığında da bu seviyede devam ettiriyoruz. Etkili doza ulaşıp ulaşmadığımızı ise her uygulamadan sonra hastadan aldığımız kandaki C vitamini seviyesini tayin ederek değerlendiriyor ve bir sonraki seansın dozunu ona göre belirliyoruz. C vitamininin kan seviyesi tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli faktördür. Bazı hastalarda etkin kan seviyesine 20 gram C vitamini uygulaması ile ulaşılabilirken, bazı hastalarda ise 80-100 gramlara kadar çıkmak zorunluluğu olabilmektedir. Hastaların serum almadığı günlerde ağızdan, uygun olan formdaki C vitamini tabletlerinden alması da doz kontrolüne olumlu katkıda bulunmaktadır. 

Hangi hastalarda yüksek doz C vitamini kullanılmaz?

Glikoz 6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) enzimi yetersiz olan hastalarda C vitamini uygulanması eritrositlerin parçalanmasına ve hemolize sebep olabilir. Ayrıca hemosiderozlu hastalarda da demir birikimine yol açabilir. Bu nedenle hemosideroz ve G6PD yetersizliği olan hastalarda C vitamini çok dikkatli kullanılmalıdır. Yüksek doz C vitamini uygulaması bazı hastalarda mide ve bağırsak yakınmalarına neden olabilmektedir. Bu bulgular doz azaltıldığında kaybolur.

C vitamini kanser tedavisinde tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olduğu kadar, kemoterapi ve radyoterapiyi kabul etmeyen hastalarda hiçbir şey yapmadan beklemek yerine zarar vermeden kullanılabilecek etkin bir tedavi metodu olarak da kullanılabilmektedir. Enflamasyonu düzeltici etkisiyle yalnızca kanserde değil diğer kronik enflamatuvar hastalıklarda da intra venöz C vitamini tedavisiyle yüz güldürücü sonuçlar alındığına dair araştırma sonuçları vardır. Kronik enflamatuvar hastalıklarda damardan, yüksek doz C vitamini uygulanması ile ilgili daha ayrıntılı bir yazıyı zamanım elverdiğinde, ayrıca yazabilmeyi ümit ederek bu konuyu şimdilik bitiriyorum.  

29.Ocak.2017

 

KONU İLE İLGİLİ ÖNERİLEN DİĞER YAZIMIZ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERE TIKLAYINIZ

1- C Vitamininin 9 Önemli Fonksiyonu…Kronik Enflamatuvar Hastalıkların Tedavisindeki Yeri

 

Yasal Uyarı: Bu makale özgün bir yazı olup telif hakkı yazarlara aittir. Kopyalanarak başka mecralarda kullanılması durumunda hukuki yollara başvurulacaktır. Kopyalanmadan sayfamıza link verilebilir.  

Kaynakça ve Referansları Göster

 

KAYNAKLAR

 

31. http://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2010/11/20/ronald-hunninghake-on-vitamin-c.aspx

32. https://synapse.koreamed.org/Synapse/Data/PDFData/0063JKMS/jkms-20-267.pdf

33. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10493506

34. http://orthomolecular.org/library/ivccancerpt.shtmlRon Hunninghake, Intravenous Vitamin C And Cancer

35. Cameron E, Pauling L.  Vitamin C and the immune system. In: Cancer and vitamin C. 2nd ed. Philadelphia, Camino Book; 1990; 108.-111.

36. Jensen NH. Reduced pain from osteoarthritis in hip joint or knee joint during treatment with calcium ascorbateUgeskr Laeger 2003;165:2563–2566

37. Lewin S. Maintenance of physiological actions by c-AMP and c-GMP. In: Vitamin C: Its molecular biology and medical potential. London: Academic Press; 1976. p. 92.-93

38. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10375783   

39. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15695476

Diğer Okuyucu Yorumları
Test

Form Gönderimi

Tamam

Bizi takip edin
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için , e-posta adresinizi
yazarak web sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
İLETİŞİM
  • Tunus Caddesi Tokgözoğlu Apt. 63/2 Kavaklıdere / ANKARA
  • +90 (312) 426 11 81
    +90 530 305 14 22
  • balimklinik@yahoo.com
Web sitemizdeki yazılar bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi yerine geçmez. İnternetteki bilgilere dayanılarak yapılan bilinçsiz uygulamalar ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Lütfen tedavinizin yönetilmesi için bir hekime başvurunuz.
Web Tasarım Teknobay.